Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından her ay açıklanan tüketici enflasyonu (TÜFE) esasen temsili (ortalama) hane halkının tüketim sepetinin değer artışını yansıtmaktadır. Dolayısıyla resmi enflasyon bu temsili hane halkının maruz kaldığı enflasyondur. Oysa farklı harcama seviyelerine sahip hanelerin tüketim sepetlerinin mal ve hizmet bileşimi temsili hanenin sepetinin bileşiminden farklıdır. Bu nedenle enflasyon oranları da zaman içinde harcama seviyelerine göre az ya da çok farklılaşabilir.

Bu araştırma notunda, Hanehalkı Bütçe Anketi’nin (HBA) tüketim harcamaları bilgileri kullanılarak, 2003-2021 Temmuz dönemi için tüketim harcamalarına göre haneler yüzde 10’luk dilimler şeklinde gruplandırılmış ve her bir gruba özgü birikimli enflasyon oranı hesaplanmıştır.

Birikimli enflasyon oranlarının en düşük tüketim harcamasını yapan grupta en yüksek, en yüksek tüketim harcamasını yapan grupta ise en düşük olduğu şeklindeki yaygın kanaatin doğrulanmadığı görülmektedir. Elde edilen bulguların bir kısmı oldukça beklenmedik ve şaşırtıcıdır. Temmuz 2021 itibariyle enflasyon endeksinin (2003=100) en düşük kaldığı grup ikinci en yüksek harcamaya sahip gruptur. Bu grubu, az bir farkla da olsa, en düşük harcama sevisine sahip ya da “en yoksul” grup izlemektedir. En yüksek harcamayı yapan “en zengin” grup ise düşükten yükseğe enflasyon endeksi sıralamasında beklenenin aksine birinci değil üçüncü sıradadır.

İşte araştırmadan önemli detaylar

Bu araştırma notunda ilk kez yüzde 20 yerine yüzde 10’luk harcama grupları analize konu edilmektedir.  Harcama düzeyine göre enflasyonun farklılaşması mevzuunda bu iki yaklaşım arasında şaşırtıcı ama o ölçüde de ilginç bazı farklıklar ortaya çıkmıştır.

(NOT:  Grafikler burada linkini verdiğimiz kaynak raporda bulunabilir)

Yüzde 10’luk harcama düzeyi guruplarına göre TÜFE enflasyonu ise Şekil 2’de gösterilmektedir. Göze ilk çarpan harcama düzeylerine göre enflasyon endeksinin en yüksek harcama grubundan en düşüğe yüzde 20’lik gruplarda olduğu gibi giderek artan yeknesak bir seyir izlemiyor olmasıdır.  Bu beklenen bir sonuç değildir. “Yoksulların enflasyonun zenginlerin enflasyonundan sistematik olarak daha yüksek olduğu” iddiasını çürütmektedir.

En düşük dilimde (q1) (bundan böyle “en yoksul”) ortalama enflasyon endeksi 546,9’a yükselirken, en yüksek harcama diliminde (q10) (Bundan böyle “en zengin”) 560,6’ya yükseldiği görülmektedir. Diğer bir ifadeyle en düşük harcamaya sahip grubun tüketim sepetinin değeri yaklaşık yüzde 447 artarken, en yüksek harcamaya sahip grupta ortalama hanenin tüketim sepetinin değeri yüzde 461 artmıştır. “En yoksul” grup ile “en zengin” grup arasındaki enflasyon farkı yoksulun lehine yaklaşık 14 yüzde puandır. Bu beklenen bir sonuç değildir.

Yüzde 10’luk harcama gruplarında en yüksek enflasyon oranı yaklaşık yüzde 500 artış ile ikinci sıradaki  grupta (q2) (bundan böyle “yoksul”) meydana gelmiştir. Böylece “en yoksul” grubun enflasyonu ile “yoksul” grubun enflasyonu arasında ikinci grubun aleyhine yaklaşık 53 yüzde puanlık çok büyük bir fark ortaya çıkmaktadır. Bu da beklenen bir sonuç değildir.

“En zengin” zengine, “en fakir” fakire karşı

Bir diğer şaşırtıcı sonuç ise “en zengin” grubunun (q10) enflasyonu ile onun bir altındaki grubun (q9) (bundan böyle “zengin” enflasyonu) arasındaki büyük farktır. “En zengin” enflasyonu yüzde 460,6 olurken (endeks 560,6) “zengin” enflasyonu yüzde 441,6’da (endeks 541,6) kalmıştır (Şekil 2). Fark 19 yüzde puandır. Ayrıca ikinci en yüksek harcamayı yapan “zengin” grubunun enflasyonu diğer dokuz gruba kıyasla en düşüğü olup en düşük harcamaya sahip grubun enflasyonundan (yüzde 446,9) bile 5,3 yüzde puan düşüktür.

Ayrıştırma farkın en yoksullar aleyhine çok büyük ölçüde gıda ve konut harcamalarından, en zenginler aleyhine de önemli ölçüde ulaştırmadan kaynaklandığını göstermektedir.

Gıda ve alkolsüz içecekler ve konut harcamaları en yoksul kesimin tüketim sepetinde 2019’da yüzde 35,5’lik ve yüzde 40,1’lik bir paya sahipken en zenginin sepetinde bu paylar yüzde 11,8 ve 14,6’dır. Buna karşılık ulaştırma harcamaları en yoksulun sepetinde yüzde 3,6 gibi son derece düşük bir paya sahipken en zengin için bu pay yüzde 29,2’dir (Tablo 2). Dolayısıyla gıdada ve konut kalemlerinde fiyat artışları en yoksulun enflasyonu üzerinde en zengine kıyasla daha büyük etki yaparken ulaştırma fiyatlarındaki artış aksi yönde etki yapar.

İncelenen dönemde başta bu kalemlerde olmak üzere tüm harcama kalemlerinde gerçekleşen fiyat artışlarının şiddeti farklı olduğundan son 18 yılda en yoksul ile en zengin arasındaki enflasyon farkı yeknesak bir seyir izlememiştir. Şekil 4’te gösteriliği gibi kabaca 2004-2008 döneminde en zenginin enflasyonu en yoksulunkine kıyasla daha hızlı artmış ardından 2015’e kadar bu fark az da olsa azalmıştır. Bu tarihten sonra enflasyon farkının eğilim olarak en zenginin aleyhine hızlanarak arttığı görülmektedir.

Pandemi sıralamayı etkiledi

Bununla birlikte son yıllarda aylık enflasyon farklarındaki yüksek oynaklık dikkat çekmektedir. COVİD-19 pandemisinin yol açtığı arz ve talep şokları özellikle ulaşım enflasyonunda ivme kaybı ile gıda enflasyonundaki yüksek artış aylık enflasyon farkının zengin kesimin lehine azalmasına neden olmuştur. Öyle ki fark pozitif alandan negatif alana geçerek Nisan 2020’de -4,6 puana gerilemiştir. Diğer ifadeyle ilk kez en yoksulun enflasyonu en zengininkine kıyasla daha yüksek gerçekleşmiştir. Ancak bu durum uzun sürmemiş ekonomik faaliyetler üzerindeki kısıtlamaların zaman içinde kaldırılması sonucu ulaştırma, lokanta ve oteller kalemlerinde ortaya çıkan telafi edici yüksek fiyat artışları enflasyon farkının en zengin kesimin aleyhine yeniden açılmasına yol açmıştır. Hatırlatmak gerekirse bu iki grup arasındaki enflasyon farkı halen yaklaşık 14 puandır.

DİSK-AR: 2 ayda kayıtlı işsiz sayısı 244 bin arttı

FÖŞ yazdı:  Mülteci emeğine dayalı geri kalma modeli

Kamu-AR: Halkın enflasyonu %40

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz