Dünyada gelişmiş ülkeler yükselen enflasyon tehdidini değerlendiriyor. Elbette kritik nokta bu enflasyonun maaş / maliyet aşamasına yansıyarak kalıcı hale gelip gelmeyeceği… Çünkü bu kalıcılık aynı zamandan faizlere de yukarı yönlü bir seyir izletecektir.

Nitekim kalıcı bir etkiden korkulduğu için FED ve Avrupa Merkez Bankası sürekli geçici bir durum olduğu konusunda kamuoyunu ikna etmeye çalışıyorlar. Çünkü yükselecek algısı oturursa, bunun çarpan etkisi olacağının farkındalar.

Son olarak da Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı ekonomiye yönelik yayınladığı aylık raporda konuya dikkat çekti. Bugünkü bakış açısıyla enflasyonda kalıcı bir yükselme beklenmediği vurgulandı.

Burada önemli olan vurgu ‘bugünkü bakış açısıyla’ olarak dikkat çekiyor. Zira böylesi bir ortalama ifade, yarın koşullar değiştiğinde boşa düşmemek adına ihtiyaten konulmuştur.

Şimdi bizde de bu gerçekten yola çıkılarak enflasyonun geçici olacağı vurgusu üzerinde durulmaya çalışılıyor. Sorarsanız da dünyadan etkilendiklerini söylüyorlar. Oysa arada dağlar kadar fark var.

Şüphesiz dünyada maliyet endeksli bir enflasyonist etki söz konusu. Ama asıl etki yapanın pandemi sürecinde karşılıksız yapılan yardımların ve harcamaların büyük etkisi olduğu biliniyor.

Hem kamu maliyesindeki yansıması hem de harcamaların yarattığı maliyetler, bu tezle yola çıkıldığında geçici olarak nitelendirilebilir. Lakin petrol fiyatları, taşımacılık ücretleri başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki artış da yok sayılmamalı.

Dönersek bize… Bizim dünyada enflasyon yaratan girdi maliyetlerindeki yükseklik başlığında bir farkımız yok. Fakat bu zaten enflasyondaki kalıcı etki yaratma olanağına sahip.

Dünyadaki tez, dağıtılan yardımların etkisinin geçmesiyle tansiyonun düşeceği… Bizde öyle bir hibe ve yardım dağıtılmadığı gibi, kredi yoluyla insanların daha da zorlanmasına neden olan bir yapı oluşturuldu.

Bu kredi fotoğrafı ödeme problemleriyle bağlantılı bankacılık riskini ve harcama kapasitesinin düşmesi sebebiyle de iç piyasa tıkanıklığı sorununu beraberinde getiriyor. Yani olur da bizim enflasyonla ilgili bir gerileme olanağımız olursa, bu ancak daralan iç piyasa ve tüketimden kaynaklanır. O da iflaslar ve işsizlik demektir.

Türkiye’de üreticinin tüketici fiyatlarına maliyet yansıtamadığı TÜİK verilerinde bile ortaya çıkıyor. Yani henüz pandemi sürecindeki hasarın etkisi de yansıtılabilmiş değil. Bu gerçekten yola çıkılırsa, çok gerçekçi bulmasam da dünyada halen bir gevşeme ihtimali var.

Fakat Türkiye’deki enflasyon ekonominin çarpık yapısından, girdi maliyetlerinden, ithalata bağımlı döviz ihtiyacından ve yansıtılamayan üretici enflasyonundan kaynaklı olarak yükselmeye devam edecektir. Eğer düşücek tezini dünyaya bakıp söylüyorlarsa, inanın bana bu resmi bile okuyamayan bir ekonomi yönetimimiz var anlamına gelir. Asıl maliyet de bence bu.

[email protected]

Fitch, Türkiye’nin büyüme beklentisini yüzde 7,9’a yükseltti

Dr. Fulya Gürbüz: Ekonomik aktivite haziranda hızlandı, temmuzda zayıflama işaretleri var

Prof. Hakan Kara: Faiz artırımına hazır olmalıyız

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz