Bayram ve kapanma sonrası yapılacak ilk kabine toplantısından hangi kararlar çıkacak bilinmez. Fakat bir gerçek var ki, herkes gözünü kulağını bu açıklamaya çevirdi.

Aslında yapılacak açıklamadan kimsenin bir beklentisi yok. Sadece desteksiz kapanmaların sürüp sürmeyeceği, eğer piyasalar açılırsa ne şartlar altında iş yapabileceği ya da iş arama ortamı bulup bulamayacağı noktasında soru işaretlerini gidermeye çalışıyor.

Ekonomiyi ‘helallik’ isteyerek tartışacak noktaya geldiysek, zaten kimsenin bir beklentisinin kalmaması da son derece anlaşılabilir bir hal alıyor. Ama ortadaki sorunun büyüklüğü konusunda nasıl bir fatura yaşayacağız onu kimse bilmiyor.

Esasen şayet açılmalar yaşanırsa, dükkanına giden insanların ne ile karşılaşacağı çok belli. Nereden belli? Hafta sonunda Haber Sen Genel Başkanı Mesut Balca, PTT personelinin sıkıntısını dile getirirken, yaşananları da gözler önüne sermiş oldu.

Muhtemelen herkes kapısında bir icra tebligatı bulacak ve muhtarlıkta tebligatı teslim almak için sıraya girecek. Lakin ondan sonra o tebligatların gereği nasıl yerine getirilecek kimsenin fikri yok.

Kamu bankalarının e-haciz uygulamaları başlattığı, ciddiye alınır bir yardım görmeyen iş yerlerinin gelirlerini kaybederken, borçlarının kapıya dizildiği bir süreç, gerçekten çok iyi yönetilmesi gereken özellikler taşıyor.

Sadece esnafta ya da hizmetler sektöründe mi? Ne yazık ki, çiftçide de durum farklı değil. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın kamuoyuna açıkladığı bilgiler ışığında durum şu: “Tarımsal desteklerden 210 milyar alacağı olan çiftçinin bankalara olan borcu ise 2,4 milyar liradan 142 milyara yükseldi.”

Yani çiftçi hem kamudan alacağını tahsil edemiyor; hem de borç batağına saplanmaya devam ediyor. Elbette kaçınılmaz olarak onlar bir tarafta tebligatlarla uğraşırken, üretimsizleşmenin derinleşmesiyle birlikte ithalat, ithalata bağlı döviz ihtiyacının da kapısı açılıyor.

Yapılandıran borçları oldu. Ama orada da yüzde 30 peşinat istenince, ekstra faiz yükü bile konuşmaya değer olmaktan çıktı. Aslında daha acısı ne biliyor musunuz? Ödeme garantili işlerde dolar bazında tüm ödemeler yapılıp, yükümlülükler ertelenirken, aynı hassasiyetin reel piyasalara gösterilmiyor olması…

Esnafı çiftçisi bu durumda da tüketici çok mu farklı? 2021 yılının ilk dört ayında kredi kartı borcu yüzde 50 oranında arttı. Ağırlıklı olarak da gıdaya harcadı. Sadece kredi kartı bakiyesi 155 milyar TL’yi aştı. Toplamdaki borç malum 850 milyar TL sınırına dayandı.

Yakında orada da bir tebligat fırtınası yaşanacağı belli. Şimdilik bankalara tavsiye (!) yoluyla öteleme işlemi uygulanıyor. Ama durum iç açıcı değil. Hepsini alt alta koyduğumuz ekonomi adına durum çok hoş gözükmüyor.

Peki tüm bu tablo karşısında ne yapmak gerekir? İnsanlara, üreticilere, satanlara rağmen ekonomi yönetemezsiniz. Ekonomi finans piyasalarından ibaret değil. Yıllarca bunu anlattık.

Şimdi geldiğimiz noktada ise ne oldu? Yıllarca finansı gerçek ekonomi zannedenler, şimdi yıllarca ihmal ettikleri kesimler nedeniyle finans kesiminin zehirlenmesini yaşıyor. Sürpriz mi; değil. Peki ders aldık mı? Onun yanıtını da herkes kendine versin.

[email protected]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz