Cumhurbaşkanı Erdoğan BM toplantısı için yola çıkarken, dönüşünde özellikle gıdadaki “fahiş fiyatlara” el atacağını açıkladı.  Bu sözlerden anladığımız marketlerdeki son fiyatlara müdahale, ceza, yaptırım gibi önlemlerin yeniden çoğalarak gündeme geleceği. Albayrak dönemi denenmişti, işe yaramadığı ortada.

Bu gibi yöntemlerin serbest piyasada çalışmayacağı gerçeği bir yana, sorunun kökünde nihai fiyatların değil, tarımsal üretim maliyetlerindeki artış bulunuyor. Tüketicinin cebini yakan gıda fiyatları enflasyonunda aynanın arka tarafında üreticinin üretim sürecinde karşılaştığı girdi fiyatları enflasyonu bulunuyor. Nihai gıda fiyatlarına gelmeden önce girdi maliyetlerinde fiyat artışlarını aşağı çekmenin iki yolu var.

İlki ve kestirme olanı TL’ye değer kazandırmak çünkü tarımsal girdi olarak kullanılan ürünlerin önemli kısmı ithal. Bunun için genel olarak güvenilir, akılcı ve kapsamlı bir ekonomik program uygulamakta olmak gerekiyor ki Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde AKP bu şekilde ekonomiyi yönetmekten artık tamamen uzak.  Daha bu haftaki 23 Eylül Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirimi konuşmaktayız; çünkü Cumhurbaşkanı enflasyondaki yükselişe rağmen “öyle” istiyor. Olası bu adımın ardından TL’deki değer kaybının hızlanacağını ve tarımsal girdi enflasyonu da dahil fiyat artışlarının maliyet şoku nedeniyle artacağını eklemek gerek.

İkincisi ve daha zor olanı da yem, tohum, ilaç gibi önemli tarımsal girdilere konu olan malların yerli üretimini sağlamak.  Bunun için de önce bir ekonomi politikası, ardından da İklim Krizi, küresel ısınma, kuraklık, gibi dertlerle başa çıkacak bir tarı politikası gerekiyor.  Yakın geleceğin tarım sorunlarını bırakın, Türkiye gibi verimli topraklara sahip olan bir ülkede tarımı bitme noktasına getirmiş bir yönetimden artık tarımsal girdi üretimini artıracak bir vizyon beklemek de gerçekçi değil. Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli sorunların ve zorlukların elbette farkında.  Kendisinin açıklamalarından bunu anlayabiliyoruz.  Ancak, sorunlar hakkında hoş başlıklarla konuşmaktan öteye geçemediğinden, tarım üretimindeki yıllardır kanayan yara bugün artık sofralarda herkes için daha büyük bir yara haline dönüşmüş durumda.  Tarım Bakanı ise altı boş başlıklarla konuşmaya devam etmekte.

Cumhurbaşkanı BM toplantısından döndüğünde, tarımsal üretim girdi maliyetleri tablosunu danışmanlarının kendisi ile paylaşmasını dileyelim. Çiftçinin borç yükünden, enerji, su maliyetlerinden ve çok önemli yapısal sorunlardan tarımdaki bahsetmiyoruz bile bu yazıda.

Rakamlara gelince: Tarımsal Girdi Fiyatları Enflasyonu endeksi (Tarım-GFE) Temmuz ayında bir önceki aya göre %1,98, bir önceki yılın aynı ayına göre %29,38 arttı.

– Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksi aylık %0,68, yıllık %27,01 arttı.

– Tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde aylık artış %2,20, yıllık %29,78 arttı.

Tarım-GFE yıllık değişim oranı (%), Temmuz 2021

Yıllık en fazla artış %62,43 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda oldu

Yıllık en fazla artış gösteren diğer alt gruplar ise %48,07 ile çiftlik binaları (ikamet amaçlı olmayanlar) ve %43,37 ile bina bakım masrafları oldu. Buna karşılık, yıllık en az artış gösteren alt gruplar ise %9,90 ile tohum ve dikim materyali, %12,23 ile tarımsal ilaçlar ve %18,79 ile malzemeler oldu.

Alt gruplara göre Tarım-GFE yıllık değişim oranı (%), Temmuz 2021

Aylık en fazla artış %6,16 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda oldu

Aylık en fazla artış gösteren diğer alt gruplar ise %3,79 ile enerji ve yağlar ve %3,10 ile bina bakım masrafları oldu. Buna karşılık, aylık en az artış gösteren alt gruplar ise %0,55 ile tohum ve dikim materyali ve %0,71 ile makine bakım masrafları oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren tek alt grup ise %0,44 ile malzemeler oldu.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz