Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyüme ve işsizlik kaygılarına reçete olarak kaleme aldığı tedaviyi hayata geçiren TCMB’nin geçen hafta atmış olduğu politika adımına, dün de kamu bankaları koordineli bir şekilde 200 baz puan kredi faiz oranlarında indirime giderek eşlik etti. Bu reçete ve tedavi yöntemini biraz müsadenizle irdeleyelim.

Ekonomik büyümenin kompozisyon anlamında pandemi öncesi dönemlerin uzağında olmasının yanı sıra, hanenin maddi durumu beklentisinin de her geçen gün bozulması ve bu bağlamda da işsizlik oranının yüksek seyri, kredi genişlemesi ile çözümlenmeye çalışılıyor.

TCMB’nin enflasyondan ziyade konsantrasyonunu büyümeye çevirmesi ve bu bağlamda politika faiz oranını enflasyonun da altına çekmesi, negatif reel getiri manasına geldiğinden dolarizasyon eğilimini kamçılayabileceğinden endişe ediyoruz. TL’de devam eden değer kaybının ithalatı sınırlayıp ihracatı kamçılaması bekleniyor ki pratikte bunun tam olarak istenilen sonucu vermediğini de biliyoruz.

Paranın koruma kalkanının inceltilmesi, döviz kredisi olan şirketlerin pasif yapısını hırpalayarak bankaları da haliyle aktif yapısını bozabilir ki pek çok yasal rasyoya bağlı olan bankacılık sisteminin kredi verme iştahı azalabilir.

Neden bu kadar uzattım diye soracak olursanız, hem TCMB’nin hem de kamu bankalarının 200 baz puanlık faiz indiriminin -doktorun yazdığı reçetenin-hastayı iyi etmeyeceğini hatta başka komplikasyonlara neden olabileceğinden endişe ediyoruz. Kaldı ki, bu reçete daha önce de denendi ve sonunda faiz oranları (kurun agresif yükseliş karşısında) daha büyük montanla artırılmak durumunda kalındı!

Dün sabah saatlerinde, güne diplomasi krizi ile başlayan Türk Mali piyasaları, günün ikinci yarısında gergin havasından kurtularak günü iyimser bir şekilde tamamladı. Elbette, bir gün içinde kaydedilen devasa volatile anlatılmaz ama yaşanır cinsten olsa da, yine de en yalın hali ile okurlarımıza anlatmaya çalışacağız.

Haftasonu cereyan eden büyükelçi krizinin dün diplomatik çabalarla daha büyük bir krizi tetiklemeden aşıldığını görüyoruz. İlgili 10 ülke, Viyana Sözleşmesi’nin 41.nci maddesine bağlı kalacağını belirtirken, bu adımının Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da olumlu karşılanması, kur üzerinde var olan ‘ilave’ baskıyı bir nebze de olsun aldı.

Akabinde, ABD Dışişleri’nden Türkiye açıklamasının da gecikmediğini gördük. “Erdoğan’ın açıklamalarını not ettik” derken “Ekim 18’de Kavala ile ilgili açıklama Viyana anlaşmasının 41. maddesiyle tutarlıdır” denildi. Ayrıca, “tüm anlaşmazlıkları dile getirmeye devam edeceğiz” ve “ABD Büyükelçisi Türkiye’de dir” diye eklendi. Roma Zirvesi’nde Biden-Erdoğan görüşmesi sorusu ise şimdilik yanıtsız bırakıldığını not etmek isteriz.

Haftayı 9,60 seviyesinden tamamlayan USDTRY kuru, Pazar gecesi ilk kotasyonlarda (Asya açılışında) 9,85 seviyesine varan bir yükseliş kaydetse de, dün gün içerisinde 9,60 seviyesine geri dönerek teknik analizde dile getirilen ‘kapı aralığını’ da kapatmış oldu. BİST100 endeksi günü %0,9 artıda tamamlarken, CDS priminin de sınırlı da olsa geri çekildiğine şahit olduk. Hisse senetlerinin döviz bazında ucuz olması nedeniyle kademeli olarak portföylere eklenebileceğini düşünmeye devam ediyoruz.

Diplomatik kriz aşılsa da, Türk mali piyasaları yeniden para politikası kaynaklı risklerin gölgesinde kalmasına yüksek ihtimal veriliyor. Bu nedenle kur cephesinde geri çekilmenin devamının gelmeyebileceğinden endişe ediyor, riskleri yukarı yönlü görmeye devam ediyoruz.

Yurtdışı cephede ise şirket bilançolarının beklenenden daha olumlu gelmeye devam etmesinin de yardımı ile dün ABD’de en büyük 500 şirketin işlem gördüğü S&P500 endeksi yeni bir rekor daha kırarken, bu sabah Asya piyasalarında da hava olumlu.

Elektrikli otomobil lideri Tesla’nın kiralama şirketi Hertz’den şimdiye kadarki en büyük siparişini alması, dün Tesla’nın günü %13 yükselişle tamamlamasına neden olurken, şirketin piyasa değerinde de 1 trilyon doları aştı!

Kıymetli madenler cephesinde bebek adımları ile de olsa yükseliş isteğinin korunduğunu görsek de, arzu ettiğimiz yükselişin hayat bulmakta zorlanacağını düşünüyoruz. FED’in Kasım ayı ile birlikte, piyasalara verdiği likiditeyi kademeli olarak azaltmaya başlayacağı ve 2022’de faiz artırımına gideceği düşünülürse, kıymetli madenlerde olası yükselişleri kar alma yönünde (mevcut pozisyonlarımızı azaltma) kullanacağız.

Özellikle, ons altın (xau/usd) cephesinde terste kalan yatırımcıların, gram altında (xau/try) son dönemde yaşanan yükselişi fırsata çevirerek ucuzlayan hisse senetlerini incelemeye başlamaları (manevra anlamında) notlarımız arasında bulunuyor. Dolar ile satın aldığımız gümüş pozisyonumuzun ise korumaya devam ediyoruz.

Tekrar etmek gerekirse, petrol cephesine yönelik uzun pozisyonumuzdan Cuma günü hedeflediğimiz 86 dolar seviyelerine ulaşmamız ardından çıktık. Radar menzilimizde havayolu şirketleri bulunsa da, Bitcoin ETF Bito ile de dirsek temasımız devam ediyor.

Göz ucuyla da olsa, tedarik krizinde yaşanan şoklar ve artan fiyatlar karşısında öncü bir gösterge olan Baltık Kuru Yük endeksinin takip edilmesi gerektiğini bültenlerimizde paylaşıyorduk. Son 12 günde, endeksin tepeden %25 gerilediğini göz ardı etmemek gerekiyor! Bunun da Türkçe karşılığı, tedarik krizinde fiyatlarda yaşanan abartılı yükselişin kademeli olarak sakinlemeye yüz tutmasıdır. Emtia fiyatlarına bir de bu gözle bakmak gerekecek!

İçeride bugün önemli bir veri görülmezken, dışarıda ise ABD tüketici güven endeks ve yeni konut satışları takip edilebilir.

iktisatbank.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz