Hükümetin uygulamada yanlışları Ekonomiyi enflasyon kur tuzağına düşürdü. Ancak bir iktidar bu kadar yanlış nasıl yapar? O zaman da insanın aklına ”yoksa AKP iktidarı bilerek mi halkı yoksullaştırdı” sorusu takılıyor.

Böyle devam ederse, enflasyon- kur tuzağının iki ağır sonucu olacaktır; Birincisi… Yoksulluk artacak; İkincisi… Döviz borcu olanlar ve Türkiye, borç temerrütüne düşecektir.

Aslında Türkiye de gelir dağılımında bozulma ve yoksulluk yeni değil, AKP iktidarında sürekli arttı.

Gelir dağılımındaki bozulmayı TÜİK’in iki verisi gösteriyor;

* 2005 yılında 0,380 olan gini katsayısı 2020 de 0410 oldu. Gini katsayısının büyümesi gelir dağılımında bozulmayı gösteriyor .

* Nüfusun En zengin yüzde 20’si ile, en fakir yüzde 20’si arasındaki fark, 2005 yılında 7,3 kat iken 2020 yılında 8 kata yükseldi.

Gelir dağılımındaki bozulmanın nedenlerinden birisi enflasyondur. Özellikle sabit gelirlilerin satın alma gücü düştü.

Artan işsizlik yoksulluk yarattı.

AKP iktidarı, kamu-özel işbirliği anlaşması yoluyla, devlet imtiyazları ile, kamu bankaları yoluyla, bir kesimden bir kesime gelir ve  servet transferi yaptı.

Cari açık, kaynak ve servet kaybı demektir. Topyekun yoksullaşma yarattı.

Kur artışları, döviz borcu olanları ve halkı yoksullaştırdı.

Gelir dağılımı ve yoksullaşmanın ekonomik ve sosyal istikrarı bozdu;

Piyasa ekonomisi arz- talep, üretim -tüketim, rekabet esasına göre çalışır. Gelir dağılımında aşırı bozulma aynı zamanda bu dengeleri  de bozar.

Gelir dağılımı bozuksa, zengin ile fakirin satın alma gücü arasında uçurum varsa, gösteriş amaçlı tüketim artar.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerde eğitim ve bilinç düzeyi gelişmemişse, yeraltı ekonomisi,  mafyasal kazançlar yüksekse gösteri amaçlı tüketim de artar. Söz gelimi Türkiye’de olan lüks araba sayısı, Avrupa ülkelerinden fazladır.

Vehbi Koç her zaman kendi ürettiği arabalara binerdi. Türkiye’nin 1950 ile 1990 arasında en büyük medya patronu, ithal arabaya binmezdi; Şöförü de yoktu. Kendisi kullanırdı. Buna mukabil, devletle özel sektör arasında iş yapan birçok insanın ve hepimizin bildiği suç örgütü liderlerinin, gazino patronlarının çok lüks arabalara bindiğine ve konvoylarla gezdiğine  şahit oluyoruz.

Gelir dağılımı bozuksa; İkili piyasa oluşur. İşletmeler Yüksek gelirliler için daha lüks ve daha az mal üretimini tercih eder. Kapasite düşük kalır. Türkiye’de 2021 sonbaharındayız. Ak Merkezde bir mağazada süet yelek fiyatı 16.000 liradır. 24.000 liraya da palto var; 600 liraya da palto var.

Dünyanın her tarafında pahalı lüks mallar var ve fakat hiçbir ülkede fiyatlar arasında Türkiye’deki kadar uçurum yoktur. Çünkü söz gelimi, Avrupa ülkelerinde asgari ücretli de taksitle ve krediyle araba alabilir. Türkiye’de asgari ücretlinin böyle bir şansı yoktur. Bunun için Türkiye’de gösteriş amaçlı tüketim yaygındır.

Dahası; bu şartlarda firmalar daha düşük kapasitede daha lüks üretimi tercih ediyor ve düşük kapasitede çalışıyor. Lüks mal üreten daha fazla kar sağlıyor ve fakat aynı zamanda yatırımların bir kısmı atıl kalıyor. Potansiyel büyüme ve kalkınma imkanı daralıyor.

Mamafih; Türkiye de bir söz var; Bir yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar. Gelir dağılımının aşırı bozuk olması, toplumsal huzurun bozulmasına neden oluyor.

AKP iktidarı yoksulluğu kullanıyor. İşsiz ve yoksul kalanlara iş yaratmak yerine, para dağıtıyor. Biat kültürü oluşturuyor.

Cemaatlere vakıflara kamu kaynaklarını, merkez devlet ve belediyelere dağıtarak, vakıf mallarını tahsis ederek, militan kadrolar yaratıyor. TÜRGEV’in bir toplantısında bu durum açıkça görüldü. AKP işsiz, yoksul ve parasız kalanları bu alanlara çekiyor ve kullanıyor.

Yaşadıklarımız hayatın normal akışına aykırıdır. Bunun içindir ki aklı selim sahibi olanlar AKP içinden bu işlere itiraz ediyor ve ayrılıyor.

Esfender Korkmaz

yenicaggazetesi.com.tr

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz