Son birkaç gün, sağlık nedenleriyle evden çıkmak zorunda kaldım. Ve, anında tövbe ettim. Maşallah, bu kahraman millet o ilkel maske olayını aşmış, Ablam. Maske artık aksesuar, çene altına takılıyor. Eğer keçi sakalı açıkta bırakırsa, “Ben Devrimciyim” anlamı taşıyor. Yok, ağız yarı-gizliyse “Ben muhafazakarım”. FÖŞ 2 Biontech üzerine Balkanlar’ı dolaşarak bir Şuputnik, bir de J&J aşısı vurdurduğu için rahat. Önüne gelene sarılıp öperek, “Ara beni, muhakkak görüşelim” yalanını yadediyor.

Çarşamba günü, Sağlık Bakanlığı yine 19.970 pozitif vaka rapor etti, 219 da can kaybımız var.  Yaz geçti, günde 20 bin vakanın altına düşemedik. Üstelik, can kaybı/vaka oranı da yüksek. Çünkü yeni teknoloji mRNA aşıları dahi birkaç ay içinde Delta’ya koruyuculuğunu yitirmeye başlıyor. Türkiye’de kullandığımız Sinopharm zaten etkisiz kaldı, sonbaharda 3-4cü doz açılar gündeme gelecek.  Dünya’da durum pek farklı değil.  Her ülkeden 2ci dozun yetmediği haberleri gelirken, Perşembe sabahı prestijli ABD dergisi The Altantic, “Covid-19’la yaşamaya alışacağız” diye  başlık attı.  Yani, sürü bağışıklığına erişmek imkansız.  Veri sağlayabildiğim ülkelerde çeşitli gerekçelerle aşıya direnç oranı toplumun %15-25’i  arasında değişiyor. Sonuçta, Delta’dan daha bulaşıcı yeni türler peydah olacak.

Finans ve ekonomi uzmanları arasında “İş dünyası ve vatandaş, salgınla yaşamayı öğrendi. Bundan sonraki dalgaların ekonomiye olumsuz etkisi giderek azalır” diye çok yanlış ve tehlikeli, bir kanaat var. Tehlikeli, çünkü zaten fil derisi Mehter davulu gibi şişen piyasalarda fonlar Covid-19 riskine aldırmadan mali varlık alıyor. Değerlemeler iyice şirazesinden çıkarken,  dünya ekonomisinin duraksadığı senaryoda, balonun patlayarak reel ekonomiye ek hasar vermesi ihtimali ihmal edilemez.

Covid-19’un ekonomik aktiviteyle bağlantısının kesildiğini iddia edenler öncelikle global ticaret hacmine bakıyor. Doğrudur, Covid-19 salgınlarının  getirdiği üretim aksamaları ve tedarik zincirinde kırılmaların olumsuz etkisine rağmen, Dünya Ticaret Örgütüne göre, 2Ç2021’de global ticaret hacmi pandemi öncesi zirveyi aştı.

FT’a göre, OECD verileri ticarette artışın nerdeyse tamamen emtia ihracatından kaynakladığını bulguluyor. Almanya’da ihracat artış hızı yıllıklandırılmış %1.32’e  gerilerken, Çin’de daralma başladı.

IHS Markit-JP Morgan Ağustos öncü bileşik PMI anketlerine bakalım. Değerli akademisyen ve yazarımız Dr Fulya Gürbüz şunları not etmiş:

“Aşılama oranları ve virüs kontrolü ile bağlantılı büyüme farkları

Hem Japonya hem de Avustralya’nın düşük performansı, her iki ülkenin de aşı oranlarının ABD, Avro Bölgesi ve İngiltere’de görülenden çok daha düşük olması ve ayrıca Delta varyant yayılmasını engellemek için sıkı kısıtlamaları yansıtan daha yüksek COVID-19 çevreleme önlemlerine sahip olmasıyla kolayca açıklanabilir. Avro Bölgesi ve İngiltere’de Covidi kontrol altına alma önlemleri ağustosta salgının başlamasından bu yana en düşük seviyeye gerilerken ve ABD’de Temmuz’un en düşük seviyesine göre sadece mütevazı bir sıkılaşma görülürken; hem Avustralya hem de Japonya’da son aylarda kilitlenme önlemleri sıkılaştırılarak bir yılı aşkın sürenin en yükseğine çıktı”.

Ek olarak, teslimat bekleyen siparişler ve girdi tedarik süreleri de uzuyor. Çünkü, bilgisayar yongası (çip) arzında daralma geçici değil, en az bir yıl daha sürmesi bekleniyor. Bloomberg’e göre, pandemiden bu yana  deniz kargo  ücretleri 10 misli yükseldi. Sonuç olarak, iç talebin güçlü seyrettiği her ülkede, enflasyonun kafa kaldırdığını görüyoruz.

Enflasyonda yükseliş, Fed FOMC üyeleri arasında varlık alımının azaltılması tartışmasını başlattı. Yine Bloomberg’e göre varlık alımlarının sıfırlanması ABD GSYH’ya %0.7 kadar negatif etki yapacak. Perşembe sabahı Güney Kore ve İzlanda Merkez Bankaları faiz yükseltmeye zorlandı.  FÖŞ bu konuda şunları yazdı:

“Reuters’e göre, Haziran sonu itibarıyla takip ettiği 37 Gelişmekte Olan Ülkenin (GOÜ, Piyasa = GOP) beşinde politika faizi yükseltildi.  Brezilya, Rusya ve Meksika parasal sıkılaşma evresine geçen 3 majör GOÜ.

Ekonomik açıdan, dünya eşi-benzeri görülmemiş bir “arz şokunun” ortasında. Bu şok ekonomik aktiviteyi yavaşlatır. Eğer Fed Eylül’de tahvil alımlarını azaltma kararı alırsa,  GOÜ bir de finansal şok yiyecek. Yani, finansman maliyetleri yükseleceği için, dayanıklı tüketim malları, makine, ekipman ve konuta talep azalacak.

Tam para politikasının ekonomiye destek vermesi gereken günlerde, GOÜ’in birer birer faiz artırması, global ekonomi için önemli bir riziko haline geldi”.

ABD ve Almanya’dan gelen tüketici güven endeksleri de Covid-19 korkusunun harcama iştahını azalttığını doğruluyor. Yine FT’de yer alan bir makaleye göre, Citibank araştırması ABD ve G-10 ülkelerinde son bir ayda açıklanan ekonomik verilerin beklentiler altında kaldığını saptıyor. Genelde, bu “Ekonomik Sürprizler Endeksi” dünya ekonomisinde ivme kaybı/kazancının öncü göstergesi.

Türkiye’de durum çok farklı değil. Tüketici Güven Endeksi iyice gerilerken, sektörel güven endekslerinin alt bileşenleri inşaat dışında önümüzdeki 3 ayda talebin gerileyeceğini söylüyor.

TCMB tarafında yayınlanan Reel Kesim Güven Endeksi A/A (mevsimsellikte arındırılmış olarak) yükselse de alt kalemler zayıf. Yatırım Finansman araştırma notu şöyle diyor:

“Stok, yatırım ve genel gidişat endeksleri aylık düşüş kaydederken, yalnızca sipariş endeksi yükseldi (üst üste 3. kez).

Yatırım ve genel gidişat endeksleri iyimser bölgede kalmaya devam ederken, siparişler ve stok endeksleri kötümser bölgede kalmayı sürdürdü”.

Nihayetinde, Delta ekonomilere zarar vermeye başladı.

Şöyle bir 2022’yi düşünelim. Fed varlık alımını azaltıyor. Dolar Endeksi yükseliyor. GOÜ’ler zorunlu olarak parasal sıkılaştırmaya geçip, iç talep frenleniyor. 2021 yılının iki büyüme lokomotifi olan ABD ve Çin’de performans, baz etkisi devreden çıktığı için, göreceli olarak yavaşlıyor.

Dünya ekonomisi açısından  hoş bir manzara değil bu.  Eğer verilerin işaret ettiği gibi, kışın Delta veya halefleri azarsa, 2022 yılında duraksama başgösterir. Eee, ne olmuş yani? Büyüme kaydedemeyen bir dünyada, hemen borç sorunu gündem gelir ve kırılgan GOÜ (Türkiye gibi) finansman maliyetlerinin hızla yükseldiğini görürler. Yavaşlama kısır döngü haline gelebilir. Artık ne Gelişmiş Ülkeler, ne de GOÜ’in bütçe harcamalarını pompalayarak yavaşlayan ekonomiye can suyu vermesi de nerdeyse imkansız.

O zaman FÖŞ sorsun:  Covid-19’la kanka olmaya hazır mıyız?  Değilsek, tüm menkul değerler çok  pahalıya kaçmadı mı?

Şahsi websitemde her zaman yeni maceralar var, işte linki

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz