Ekim ortasındayız, artık 2022’de dünya ekonomisinin alacağı şekli tartışmanın zamanı geldi. “Biraz erken değil mi?”  diyebilirsiniz, cevabım HAYIR.  Bu ay büyük şirketler 2022 bütçe ve planlama çalışmalarına başlar. Kasım’da 2022 istihdam ve ücret artışları konuşulur. Aralık’ta da global yatırım bankalarının piyasalar hakkında stratejik görüşleri yayınlanır.   FÖŞ bu çalışmalara nadir, nadide ve naçiz katkılarını sunarak “helvada benim de tuzum olsun” demektedir.

FÖŞ’ün geleceğe bakışı makro-ekonomik trendleri tahmin ederken, jeo-politik risk ve fırsatları da bilinmeyenler listesine katmak.   Bu alışılmamış perspektifin tüm Dünya ve Güneş Sistemi’ne hayırlı olmasını dilerim.

Aşağıda sunduğum tabloda Eylül ve Ekim aylarında önde gelen, güvenilir araştırma gruplarının 2021-2022 büyüme ve enflasyon tahminlerini derledim. Her kuruluş enflasyon tahmin yapmıyor, ya da sadece bazı bölgeler için yapıyor. Fakat raporu okuduğunuzda, enflasyon trendi hakkında bilgi bulabilirsiniz.

Kurum 2021 büyüme 2021 enflasyon 2022 büyüme 2022 enflasyon
Euler-Hermes (Eylül) %5.5 EB:  %2.2

ABD:  %4.1

%4.2 EB:  %1.5

ABD:  %2.2

OECD (Eylül) %5.7 2021’de zirve %4.5 2022’de trende dönüş
UNCTAD (Eylül) %5.3 %3.6
PWC (Eylül) %5.5 G7:  %3

E7: %3.4

%3.8 G7:  %2.3

E7:  %3.3

PPIIE (Eylül) %5.6 ABD çekirdek:  %4.0 %4.9 ABD çekirdek:  %2.5
Dünya Bankası (Ekim) %5.7 %4.4

Bu tabloya ilk baktığınızda “Yav, bunların biri öteki tutmuyor, kim güvenir bu safsatalara?” diye sorabilirsiniz. Aslında, tablodaki kuruluşlar arasında pek de alışık olmadığım bir görüş birliği var. Büyüme “normal trendine” dönüyor, enflasyon ise 2022 ortalarında sorun olmaktan çıkıyor. Her kuruluş global öngörülerinde değişik yöntemler kullandığı için, nokta tahminler farklı elbette. Fakat, dünyanın gittiği yolda hemfikirler:  “Kasmayın, en kötüsü geride kaldı”.

Bu raporları okuduğunuzda, dikkat edilmesi gereken, sayfaların büyük kısmının “temel” “baz” ya da “en olasılıklı” senaryoyu tarif etmesi. Fakat, bu deneyimli kuruluşlar nelerin ters gidip tahminlerini bozacağını da hesaplar. Bunlar alternatif senaryolarda yer alır. 2 senaryo kümesi arasındaki fark ihtimal hesabıdır. Ana senaryo en yüksek olasılığa sahip. Ama, bu “kesine yakın” anlamına gelmez. Alternatif senaryolar küçümsemeyecek risklerin gerçekleşmesi halinde tahminlerin nasıl değişeceğini anlatır bize.

Her ne kadar FÖŞ’ün egosu Samanyolu Galaksisi ebadı ve parlaklığındaysa da, bilme saygısı daha da büyüktür. Bu yüzden, her şey yolunda giderse, 2022’de  dünya ekonomisinin keyifli bir yıl geçireceği tezini kabul eder.  İllevelakin, FÖŞ’ün ruhuna doğuştan muhalefet iblis girmiş, mekanı sevip, yerleşmeye karar vermiştir.

Bu yüzden, size nelerin çarşıdaki hesaba uymayacağı anlatacak. Yanlış gidebilecek “şeyleri” yukarda tablo halinde sunduğum raporlardan edindim. Yani, kafamdan uydurmadım.

İlk risk:  Covid-19 bitecek mi?  Bu konuda uzman kuruluşlar azalan vaka sayısı, yükselen aşılama oranı ve en nihayetinde önde gelen tıp otoritelerinin beyanlarını dikkate alır. Genel kanı Covid-19’un yüksekliği gittikçe küçülen dalgalar halinde 2022 boyunca devam etmesi yönünde. Fakat, dünya ekonomisinin %70’den fazlasını teşkil eden G7 ve Çin’de salgın büyük ölçüde kontrol altına alındığı için, Covid-19’da yeni bir dalgaların ekonomilere vereceği hasar “cüzi” olarak tahmin edilmiş.

Bu hususta FÖŞ biraz su koyuverir. 2 gerekçesi vardır. İlkin, bu kış Covid-19’la işbirliği yapan hain bir enfluenza (grip) salgınının  60 bin civarında insanın ölümüne neden olabileceğini okumuştur. İkincisi, Covid-19 hala evrimini tamamlamamış bir virüs. Delta’dan sonra karşımıza daha cevval bir mütasyon gelebilir. Bu durumda, aşılar etkisini yitirmez, ama herkes 6 ayda bir aşı olmaya zorlanır. Aşı karşıtlarının nüfus içinde %15-25 arası bir pay aldığını düşünürseniz, hatırlatma aşılarına ilginin zaman geçtikçe azalıp pandeminin endemiye dönüşeceği görülebilir.

2022 senaryolarımıza bu değişkenin etkisi eklersek nereye varırız?  Çok basit ve korkutucu:  Halen enerji krizinden bilgisayar yongasına kadar sayısız meta ve mamulde enflasyonist yangınlar yaratan tedarik zinciri aksama/kırılmaları    2022 boyunca sürer.  Global büyüme tablodaki tahminlerin “oldukça” altına düşerken, enflasyon da genel beklentinin tersine yükselmeye devam eder, ya da Fed-AMB gibi rezerv para bankalarının %2-2.5 olan hedefinin üstüne yerleşir. Acaip bir parasal sıkılaştırma hamlesi ve çok borçlu ülke ve şirketlerde temerrüt dalgaları görülür. Dünya, stagflasyon çukuruna düşer.

İkinci risk iklim değişikliği. 2032’de iklim değişikliğinin etkisi ve onunla mücadelenin hesabını yapmak kolay. Ama, 2022 için çok zor, çünkü küresel ısınma “trend artı rastlantısal salınma” izliyor. Yani, ortalamada dünya ısınıyor, ama bu 2022 çok soğuk geçmeyecek anlamına gelmez. Bu konuda tam 6 saat okudum. ABD ve AB’den edindiğim verilere göre, iklim değişikliğinin hasarı BÜYÜME ORANINA %10 civarında olur. Yani, 2022 yılında dünya ekonomisi %5 büyüyecekse, iklim değişikliğinin getirdiği sel, tsunami, tayfun gibi şoklarla bu oran %4.5’a düşer. Fark size önemsiz gibi gelebilir, ama Latin Amerika, Güney Asya ve Afrika’da zarar ortalamaların çok üstünde.  Üstelik her ilerleyen yılda bu hasar hem dolar hem de büyümeye oransal katkı olarak yükselecek. Öyle ki,  BM Çevre Programına göre, iklim değişikliği ile mücadele 2030 yılına kadar $140-300 milyar/yıl, 2030-2050 arasında ise yılda $280-500 milyara yükselecek.

En son risk ise ABD, Çin ve müttefikleri arasında gittikçe kızışan Büyük Güçler Rekabeti’nin dünya ekonomisine vereceği zarar.

Xi Jinping ve Trump arasındaki sidik yarışının ABD ve Çin ekonomilerine yıllık maliyeti GSYH’nin %0.7’si ve %0.2-0.4 olarak hesaplanıyor. Ayrıca, ABD’de enflasyon 10-20 baz puan da trendin üstüne yükseliyor.

Biden henüz Çin vergilerini kaldırmayacak, fakat bu çok bilinen değişkenin tabloda sunduğum kurumların projeksiyonlarına yansıdığına emimin. Ama rekabetin kızıştığı her yıl yeni maliyetler ortaya çıkıyor. Mesela, ABD ve AB açısından Çin artık güvenilmez bir tedarikçi. ABD siparişleri Meksika’ya, AB de Polonya ve Türkiye’ye kaydırıyor. Bu yer değiştirme zorunlu yapıldığı için “optimal olmadığı”, yani maliyetleri yükselteceğini vurgulamak lazım. Ama ne kadar yükseltir?  Bilmiyorum, oldukça yüksek bir meblağ kestiriyorum. ABD, Rusya ve Çin’in her geçen gün artan işkolu ve şirkete ambargo ve kısıtlama uygulamalarının da tüm dünyaya bir maliyeti var.

FÖŞ’ün naçizane kanaati, Büyük Güçler Rekabeti’nin kısmen 2022 öngörülerinde yer aldığı yönünde. Fakat, Covid-19 ve tedarik zinciri dengesizlikleri ile iklim değişikliğini ekonomi modellere entegre etmek kolay değil. O zaman 2022’de dünya nasıl bir yer olacak?

Eğer her şey yolunda giderse, orta-şeker bir büyüme ve gerileyen enflasyon hem piyasaları, hem de Türkiye’yi sevindirir. Ama, dünya stagflasyona girse, tahvil pazarında faizler patlar. Türkiye ekonomisi ithal enflasyon ve talebi zayıflayan ihracat pazarları yüzünden iyice zorlanır.

İngilizce YouTube kanalım Real Turkey Channel’i ziyaret etmenizi rica ederim.

İşte linki:  https://www.youtube.com/channel/UCKpFJB4GFiNkhmpVZQ_d9Rg

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz