Bugün Anneler, İkinci Aşılanma, Ögürlük ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı Günü.  Benim için.  Eşimle birlikte ikinci doz BioNtech’i patlattik. Şimdiden antikorların güzelliğini hücrelerimde hissediyorum.  Tüylerim hızla bitiyor ve kirpi gibi sertleşiyor. Köpek dişlerim uzuyor. Beş mil öteden sıcak kanlı memelilerin kalp atışlarını duyuyorum. Tırnaklarım 15 santim ve onlarla koaylıkla granit duvarda adımı yazabiliyorum. Gelsin ulan Covid, o da yetmez, Ebola, Zika ve SARS’ı da alsın yanına. Bundan sonra benim adım Savaşan Antikor.

Evet, 39.5 derece ateşle, 10 bin miligram paracetemol ve bol votka-portakal suyuyla “ikinci doz blues’u” giderdiğim bu nadide günde elbet biraz sanrı olacak. Arkaya yaslanan koltuğumda çift battaniye altında, bir 500 mg paracetemol, bir duble tornavida tedavisini sürdürürken, Cuma günü açıklanan ABD Tarım-Dışı İstihdam (TDİ)  verisini düşünüyorum.

Konsensusun  2 parsec uzağına düştü şerefsiz.  Ama bu makalede konum ABD ekonomisi değil. Bu denli cılız çıkan TDİ’ya en çok kim sevindi diye düşünüyorum. İlkin, Türkiye gibi Gelişmekte Olan Ülkeler’in (GOÜ, Piyasalar = GOP) Merkez Bankaları (MB). Çünkü, TDİ 1.5-2  milyon civarında açıklansaydı, faiz artırımına zorlanacaklardı. İkincisi, Fed adı verilen güvercin kümesi (kümes, küme’nin çoğulu değil). Eğer veri güçlü çıksaydı, piyaslarda kimse FOMC’nin 2023 yılı sonuna kadar faizleri sıfırda tutup tahvil alımlarını sürdüreceğine inanmayacaktı.

Sonuçta Dolar Endeksi Blitzkrieg türünden bir operasyonla 100’e doğru hareket edecek, tüm dünya için emsal teşkil eden 10 yıllık DİBS’in getirisi de %2’yi yukarı kıracaktı.  Bunlar yine olacak, çünkü TDİ ABD ekonomisinin performansı hakkında o kadar çok şey söylüyor ki, AKP’nin  kayıp $128 milyar  açıklamaları gibi. Biri öncekini yalanlıyor. Çok yüksek olasılıkla, ABD ekonomisi 5ci viteste freni patlamış yokuş aşağı gidiyor. Arkasında da cenaze arabası gibi bir enflasyon dalgası geliyor.

Kabul edelim, eğer hala dünyanın bir çok ülkesini tar-u-mar eden Covid-19 Büyük Buhran’a dönüşmediyse, bu mucizeyi Fed’in önalıcı ve cesur para politikasına borçluyuz. Mevlana gibi, “Gel, kim olursan ol, gel, nakit hazır” dedi.  Tabii, BoJ, BoE,  AMB ve diğer hakkı geçen tüm büyük MB’na da burdan sevgi minnetlerimi arz edip hürmetle darphanelerinden öpüyorum.

MB’ı hakkaten Süper Kahraman da ahali puşt. Fed ve AMB’nın sadece çok düşük enflasyonlu ve para birimi küresel rezerv (geçer akçe)  kabul edilen ülkelerde başarılı olabilecek politikalarını tüm devletler benimsedi. Onlar benimseyince, tüm şirketler de köküne kadar yeniden dolar borçlandı.

Hikayeyi biliyorsunuz, işte. Pandemiden çıkıyoruz da, bir ayağımız hala bataklıkta ve bir timsah dişleriyle yapışmış o bacağa. Hindistan’dan Afrika’ya,  tüm Latin Amerika’ya kadar çok geniş bir coğrafyada epidemiden kurtulmak  yıllar alacak. Sonunda homo sapiens bu felaketi de defedecek tabii ki. Ama bir ülkede salgın uzadıkça, ekonominin potansiyeli de paralel olarak azalıyor. Yani,  hastanın yatakta kaldığı süre uzadıkça, adele gevşiyor, beyin dumura uğruyor, kalp kasları yumuşuyor. Sonuçta, o ülkeler artık eskiye nazaran daha az GSYH’yle daha yüksek enflasyon ya da dış açık üretiyorlar.

Siz bakmayın 2021’de GOÜ için %6, %8, %10’lu   GSYH büyüme tahminlerine, o büyümenin çoğu baz etkisinin sonucu. 2025’e geldiğimizde, Geliimiş Ülkeler’in toplam üretimi hala 2019’un %4-6, GOÜ’nün ise %6-10 altında seyredecek.

İşte bu büyüme ahenksizliği Fed’in başağrısı. Para politikasını ABD’ye göre ayarlasa, yani 2022 sonlarına doğru tahvil alımını kesip, 2023’de de faiz artırmaya başlasa, bir çok GOÜ ve onların çok FX borçlu şirketleri finansal strese dayanamayıp sizlere ömür olacak. Hatta, ABD’de Fed ve Biden’in sonsuz cömertliği sayesinde hayatlarını yoğun bakımda sürdüren ama aslında zombi mertebesine terfi etmiş yüzbinlerce şirket de onlara katılacak.

Durun bitmedi. Bir de yapısal  değişim var. Covid-19 sonrası global talebin sektörel dağılımı şimdiye nazaran çok farklı olacak. Perakende, finansal hizmetler,  otomotif, sağlık çok kolaylıkla dijitalize oluyor. Daha genel olarak bir firmanın piyasa değeri veya bilanço büyüklüğü/cirosuyla dijitalleşme hızı arasında çok yüksek bir doğrusal bağlantı mevcut.    Peki, geride kalanlar ne poh yiyecek?

Daha devam edebilirim. Tedarik zincirlerinin kıtalararası göçünden yeşil ekonomiye dönüşe kadar artık kaçınılmazlık noktasını geçen bir çok değişim fevkalade sermaye yoğun. Zaten Covid-19 esnasında borçlanma kapasitesinin şahikasına erişen GOÜ ve firmalar bu devrimlerde yaya kalmamak için sermayeyi nasıl bulacak?

Aslında çözüm basit tabii.  Ekonomistlerin çoğu, 2021-2022’de Covid-19’dan çıkışta yaşanan ekonomik arızalardan dolayı enflasyon şoku yaşanacağını kabul ediyor.  Fakat, ardından teknolojik evrim ve küresel rekabet sayesinde dünyanın yine enflasyonu geride bırakacağını iddia ediyor. Bu teze tam ikna olmuş değilim. Ama tartışmayacağım da. Eğer enflasyon geçici olacaksa, nominal faiz üzerine sözleşmesi imzalanmış borçların ödenmesi güçleşir. O zaman enflasyonu kalıcı hale getirelim, Kardeşim.

Yani, Fed 2023’ten sonra da faizleri sıfırda tutup, tahvil alımına devam etsin. Belki bir 10 yıl zayıf dolar, düşük faiz ve yüksek enflasyonla küresel borcun satın alma paritesi bazında değerini eritelim.

İyi de, enflasyon bir kez manşetten çıkıp beklentilere yerleşince, onu bünyeden çıkartmak Covid-19’dan daha zor. Ek olarak, zaten şimdiden fil derisinden davul gibi şişen piyasalarda spekülasyon manipülasyona ve Ponzi kumpaslarına dönüşür. Bir noktada mali kriz kaçınılmaz olur.

Covid-19 Thor’un Balyozu gibi insanlığın kafasında patlayınca, Fed ve diğer MB’ı kahraman Beyaz Atlı Prensler gibi yardıma koştular. Ama görev bitmedi. Şimdi dünyayı yıkmadan yardımı kesmek lazım. Fed’in sıkıntısı bu yaz ortalarında başlar. ABD’de manşet TÜFE %3’e vurunca.

FÖŞ

Websitemdeki makalelere bir göz atın

ParaAnaliz kanalındaki videolarımızı hiç seyrettiniz mi?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz