Demiştim, yine diyeceğim ki muhalefete muhalif muzurlar anlasın:  Erdoğan Devri sona erdi.  Seçimler artık formalite, malumun ilanı olacak. Niye sona erdiğine bu denli emin olduğumu da yazayım: Ekonomi 2022’den başlayan derin bir Erdoğan stagflasyonuna girecek. Ben buna Erdoflasyon diyorum.  Tüm anketlerde seçmenin bir numaralı sorunu yoksulluk ve işsizlik. Ehh, Erdoğan rejimi bu sorunu aşmaya niyetli değilse, sonuç da bellidir.

Yeni hükümeti kim kurar bilemem, ama Cumhurbaşkanlığı için en güçlü aday şu anda FÖŞ.  Tüm anketler bunu doğruluyor.  Hangi anketler?  Benim ulus-üstü kuruluşlara yaptırdığım çok gizli ve güvenilir anketler. Eğer Cumhurbaşkanı olursam, ilk yapacağım iş de TUIK’i özelleştirmek olacak.   Ekonomi politikası üretmek için, ekonomide ne olup-bittiği doğru ölçmek lazım. TUIK artık ölçüm yapmıyor, Saray’a sipariş ettiği bilgileri servis ediyor.

Cumhurbaşkanlığıma hazırlık için bu makalemde size hiç TUIK verisi kullanmadan ekonomi analizi yapacağım. Güçlü ve azgın muhalif kişiliğimle sürekli öne çıktığım için, bulgularımın hepsini “TUIK’in rapor ettiğinden daha kötü” olacağını düşünenler olabilir. Çok yanılacaklar. Bazı değişkenlerde gayet iyiyiz.

Hangi alanlarda ekonominin   performansı iyiye gidiyor?  Öncelikle, ihracat.  Grafik aşağıda.

İhracat TL değer kaybetti diye mi yükseliyor?  Birinin Yİ-ÜFE’nin yıllık %45’e yükseldiği bir ülkede yaşayıp da bunu iddia etmesi komik olur. İhracat çok iyi gidiyor, çünkü Avrupa talebi çok canlı. Daha önemlisi, üreticiler artık girdilerde ithal malını ikame edecek yerli alternatifler buluyor.

Cari açık seneyi $15 milyarla filan kapatır, ama bu ekonomi politikasının başarısı değil. Türkiye sabit sermaye yatırımıyla büyüyemediği ve dışardan fon sağlayamadığı için cari açık düşük. Seneye de genişlemez, merak etmeyin. Sürekli Batı’yla kapışan ve artık resmen Mafya Devleti ünvanını kazanan bir ülkeye kimse parasını borç vermez.

Mafya Devletiyiz, evet. Bakın haberi burada:

Türkiye: Bir mafya devleti

Ekonominin bu yıl gayet hızlı büyüdüğünü Betam gibi çok güvendiğim bir kuruluşun raporundan doğruluyorum:

“Kesinleşen Temmuz ve kısmen açıklanan Ağustos ayı GSYH öncü göstergeleri ile yaptığımız hesaplamalara göre 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla GSYH’nin yüzde 5,9 oranında büyümesini bekliyoruz. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilerle yaptığımız hesaplamalarla ise 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe kıyasla GSYH’nin yüzde 1,1 büyüyeceğini öngörüyoruz”.

Kaynak:  Kamu Harcamaları İpi Göğüslüyor

Ticaret cephesine bakarsak, TUIK’in hizmet ve inşaat sektörel güven endekslerinin henüz genel kabul görmüş bir “dengi” yok. Ama perakandede TEPAV’ın “TEPAV Perakende Güven Endeksi” var.  Bakalım Eylül sonuçları nasıl:

“TEPE, Eylül 2021’de bir önceki aya göre 12,1 puanlık, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise 10,2 puanlık artışla -5,1 puan değerini aldı. TEPE değerinin aylık ve yıllık değişiminde geçtiğimiz 3 ayda işlerin durumu göstergesindeki sırasıyla 39,3 ve 33,5 puanlık iyileşme etkili oldu. Diğer taraftan, mevcut stok düzeyinin normalin altında olduğu yönündeki 0,7 ve 5,4 puanlık değişimler endekse olumlu yansıdı. Söz konusu iyileşmede yeni sezonun açılması ile birlikte yüz yüze eğitimin başlaması etkili oldu”.

Kaynak:  TEPAV

Gayet güzel,  TUIK’le tutarlı.  Geleceğe yönelik beklentiler kötü, ama bir Mafya Devleti’nde yaşayıp her sabah malımın-mülkümün üstüne çökecekler korkusuyla yaşayan tüccar için bu durum alışılmış artık.

Üretim tarafına geçtiğimizde, manzara ISO-Markit Eylül PMI’a göre oldukça farklı. ISO-Markit bir kamu kuruluşu değil ki diyebilirsiniz. Ama ISO’nun hükümeti kızdırmamak için aylık verilerin üstüne biraz lohusa şerbeti döktüğünü “herkes biliyor”.  (Herkesin tanımı:  FÖŞ ve  ona içki masalarında yarenlik eden 5 meşhum ekonomist).

Öte yanda, MUSIAD’ın SMEKS Satınalma Yöneticileri Anketi hem tarafsız olduğu, hem de hizmetler sektörünü de kapsadığı için daha geniş bir perspektiften analiz imkanı veriyor.

SAMEKS derleyicilerinin ekonomi hakkında notu de şöyle:

“2021 yılı Eylül ayında mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, bir önceki aya göre 2,4 puan artarak 50,3 değerine yükselmiştir.

Endekste gözlenen bu artışta sanayi sektörünün önceki aya göre 2,4 puan artarak 53,9 puana yükselmesi etkili olmuştur. Hizmet sektörü endeksi ise önceki aya göre 1,5 puan artış kaydetmesine karşın 48,7 seviyesinde kalarak referans değerin altındaki seyrini sürdürmüştür.

Sanayi sektöründe önceki aya göre ivme kaybetmiş olmasına karşın yeni siparişlerin güçlü seyrini sürdürdüğü gözlenmiş ve üretim artışı kaydedilmiştir. Hizmet sektöründe ise önceki aya göre iş hacminde nispi bir toparlanma kaydedilmiş olsa da durağan görünüm bu dönemde de devam etmiştir.

Ama, Şeytan detayda gizli derler ya,  şu ifadeye dikkatinizi çekerim:

“Eylül ayı ile birlikte nihayete eren yılın üçüncü çeyreğinde SAMEKS Bileşik Endeksi, 50,3 puan ortalamasında kalarak 51,2’lik önceki çeyrek ortalamasının gerisinde kalmıştır. Böylece SAMEKS, bu dönemde önceki çeyreğe göre reel sektörde iktisadi faaliyetin ivme kaybettiğine işaret etmiştir”.

Yılın en yoğun harcamalarının yapıldığı 3Ç’de ekonomik faaliyetin zayıflaması kapanma/kapatmalarla heba edilen 1-2Ç verilerini de sorgulatıyor.

TUIK ve diğer kaynaklar arasında en belirgin sapma, tüketicinin güveninde.  Hatırlayalım, hane halkı tüketiminin milli gelir içinde payı %65-70 arasında değişir.  Tüketici ne düşünüyor?

TUIK:

“Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, Eylül ayında bir önceki aya göre %1,8 oranında arttı; Ağustos ayında 78,2 olan endeks, Eylül ayında 79,7 oldu…”

Ek olarak, vatandaşın dayanıklı mal tüketme iştahı da oldukça yüksek:

“Dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi 97,7 değerinde aynı kaldı..Geçen 12 aylık döneme göre gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi Eylül ayında aynı düzeyde kalarak 97,7 değerini aldı”.

Şimdi, tarihi TUIK’in serisinden de eskiye dayanan BloombergHT (eski CNBC-E) Eylül  tüketici güven endeksine bakalım:

“Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 1,40 azalarak 59,22 değerini aldı”.

Hem değişimin yönü hem de güven düzeyi TUIK bulgularına zıt. Ek olarak, “Diğer taraftan, içinde bulunduğumuz dönemin dayanıklı tüketim malları ile otomobil ve konut alımı için uygunluğunu ölçmeye çalışan Bloomberg HT Tüketim Eğilimi Endeksi ise yüzde 17,52 gerileyerek 30,97 oldu. Özellikle konut alım istekliliğindeki düşüş ve bireysel kredi kullanımını sınırlamayı amaçlayan makro ihtiyati politikalar bu gerilemede etkili oldu”.

Hangi birine güveneceğiz? Anketçiler de halka ekonomik güveni sorar.  FÖŞ’ün elindeki en taze anket İstanbul Ekonomi Araştırmalar Eylül anketi:

Yukardaki grafiğe bakın:  Halkın %70’i ekonomi geberdi diyor. Peki önümüzdeki 12 ayda ekonominin iyileşeceğini düşünenlerin oranı nasıl?

%48 daha da beter olacak diyor.  %28 değişmez diyor, yani ölmüş artık, bir daha kendine gelemez. PollyAnna ve fan klübünden oluşan %24’lük mutlu azınlık ise “herhalde daha iyi olur” der.  Vatandaşın ekonominin cari ve gelecekteki durumunu bu denli vahim olarak nitelendirdiği bir ortamda tüketim olur mu ya?  Belki “ekonomi çok, çok iyi” diyen %14’lük tuzu kurular tüm ev, araba ve dayanıklı tüketim mallarını “kapatıyor”.

Enflasyona gelince, TUIK ve bu konuda düzenli veri toplayan ENAG arasında makas AKP  ve demokrasi arasındaki uçurumdan daha geniş. Değerli Büyüğüm Cüneyt Akman’dan alıntı yapayım:

“Doğru veya yanlış, yönün birincisi TÜİK’in rakamlarına yönelik kuşkuyu anlatıyor. Şu son günlerde TÜİK harici iki kurum daha ölçtü enflasyonu. Birincisi İstanbul için İstanbul Ticaret Odası, diğeri Enflasyon Araştırma Grubu. İşte bu üç kurumun Eylül ayı rakamları:

ENAG= TÜFE: 2,89; İTO= TÜFE %2,22 ÜFE:2,90; TÜİK= TÜFE: 1,25 ÜFE:1,55 TÜİK ile her iki ölçümcü grup arasında bu ay fark nerdeyse 2 misli”.

Şimdi, karneye bakalım. TUIK verilerini çizdiği tablo ile alternatif kaynaklar birbirinden farklı. Bu normal. Örneğin ABD’de ADP özel sektör istihdam anketi var, 2 gün sonra da Çalışma Bakanlığı’nın tarım-dışı istihdam verisi yayınlanır. Birbirleriyle hiç uyuşmaz.  Dolayısı ile resmi ve özel veri arasında farklar bir noktaya kadar, kurumlardan birinin kötü niyetini değil,  ölçüm farklılıklarını yansıtır.

Ancak, tüketici güveni ve enflasyonda ya TUIK bizi üflüyor, ya da özel sektörden gelen veriler bir FETÖ kumpası. Son olarak da, alternatif verilerle ekonomiye otopsi yaptığımızda, kışa girerken ivme bitmiş.

Yani, ekonominin kuşu kalkmıyor.

FÖŞ

İstanbulAnalytics Ekim tahminleri:  ZOR KIŞ BAŞLADI

FÖŞ İngilizce YouTube ekonomi kanalı:  REAL Turkey Channel

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz