Hazine ve Maliye Bakanı Elvan enflasyonun düşüş eğilimine gireceğini açıkladı. Ancak bu iddiayı destekleyecek ve güven verecek somut bir dayanak sunulamadı.

Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesi birkaç gün içinde gıda ve diğer temel tüketim ürünlerinin fiyatlarını 4 kattan fazla artırdı. Bu enflasyonun temel nedeni kamu yönetimine güven duyulmamasıdır. Türkiye’deki yüksek enflasyonda aynı davranışsal ekonomi etkisi görülür.

Türkiye’de yasama, yürütme ve yargı üçlüsünün oluşturduğu kamu yönetimine güven nedir?

1) Yargıya Güven:

Hukuk uzmanı, Doç. Dr. Emir Kaya’nın 4.170 kişi ile yaptığı anketinde her üç kişiden ikisinin yargıya güvenmediğini, ankete katılanların %85’inin hukukta “adamına göre muamele” yapıldığını düşündüğünü ortaya koymuştur.

Bu araştırmanın sonuçlarını doğrular açıklamalar Adalet Bakanı Gül ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay’dan da gelmişti: Yargının bağımsız ve tarafsız olduğunu düşünenler 2014 yılında %31,86 iken 2018 yılında %38,1 oldu.

2) Yasama Organı, TBMM:

Milletvekillerinin liyakat yerine itaat ile göreve geldiği, Meclis’ten çıkarılan yasaların belli çıkar gruplarına hizmet ettiği, iş dünyası ile önceden anlaşılarak teşvik veya vergi aflarının çıkarıldığı ancak hayvan hakları, kadına şiddet, farklı sosyal kimliklerin toplumda eşit haklara sahip olması konusundaki gecikmeler ve ihmaller malumunuz…

Öte yandan muhalefet partileri bir sonraki seçimlere kadar yalnızca eleştiri sunan; halkın bildiklerini ve yaşadıklarını halka yeniden anlatan işlevsiz bir kısır döngünün içindedir.

3) Yürütme:

Sıklıkla “Ben devletim!” diyerek halka zulmeden, ilgili yasaları uygulamayan, denetim ve yargı boşluğundan faydalanan hiyerarşinin en altındaki memurdan en üstündeki kurum başkanlarına uzanan bir yozlaşma hakimdir.

Böyle bir kamu yönetimi düzeninde yozlaşma kamudan özel sektöre ve henüz öğrenci olan gencecik fidanlara kadar bir virüs gibi işler. Toplumun tüm kesimi bir işe girmek veya bir işini gördürmek üzere araya tanıdık sokar. Bilim insanlarının veya yönetim danışmanlarının hiçbir önemi ve değeri kalmaz. Teknokrasi ve meritokrasi hiçbir anlam ifade etmeyerek liyakat yerine daha çok gayrimeşru menfaat tercih edilir.

Tüm bunların içinde enflasyonun sürekli artması ve halkın %80,2’sinin (Metropoll) yalnız temel ihtiyaçlarını karşıladığı günden güne fakirleşmesi yaşanacak felaketler içinde en masumudur.

Türkiye, dünya sıralamasında; tüketici güveninde sonuncu, huzur sıralamasında 145. sırada, hukukun üstünlüğünde 126 ülke arasında 109. sırada iken (kayıt dışı yabancıların akınından bahsetmiyorum bile) enflasyon düşüş eğilimine girecekmiş…

Bireysel veya kurumsal refah, sürdürülebilirlik, başarı ve mutluluk için yalnız bilime itibar edin. Bu size mevcut durumda derin bir mutsuzluk ancak gelecekte müreffeh bir yaşam sunar. Aksi halde, kısa vadeli mutluluk için inanma eğilimi gösterdiğiniz yalanlar tüm geleceğinizi mahveder.

Dr. İbrahim Can

Kurucu, Finansal Yönetim Danışmanı

I Can Advisory

[email protected]

www.icanadvisory.com

Bahadır Kaleağası:  Göç riskten de öte bir tehlike

Erdoğan seçmen güvenini tamamen kaybetti

FÖŞ höykürdü:  Ekonomi Erdoğan Rejiminin Yükünü Taşıyamıyor

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz