Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın İnsani Gelişme Raporunu baz alırsak, son verilere göre, Afganistan 189 ülke arasında 169. sırada yer alarak dünyanın en fakir ülkelerinden biri olmaya devam ediyor.

Hatırlamak gerekirse, NATO müttefikleri, 11 Eylül 2001’de El Kaide militanları tarafından ABD’ye yapılan saldırılardan bir gün sonra, Batı ittifakının yetmiş yıllık tarihinde, şimdiye kadar sadece bir kez karşılıklı savunma maddelerine başvurdular.

Afganistan’da barışı yeniden tesis etmeyi ve Afgan güvenlik güçlerini oluşturmayı amaçlayan ABD liderliğindeki güçler, 11 Eylül saldırılarının mimarı olan El Kaide’nin kurucusu Usame bin Ladin’i barındıran Taliban liderlerini mağlup ettikten sonra, NATO 2003 yılında uluslararası bir koalisyonun komutasını devraldı.

ABD Kongresi verilerine göre, yalnızca ABD, 2002’den bu yana, Afganistan’a toplam 140 milyar dolardan fazla yardım yaparken, Pentagon, Afgan güçlerine destek de dahil olmak üzere ABD savaş operasyonlarının maliyetinin aynı dönem için 820 milyar dolardan fazla olduğunu tahmin etti.

Taliban savaşçılarının, eyalet şehirlerini birbiri ardına ele geçirirken, Pazar günü başkent Kabil’e girmesi ile Batı destekli Cumhurbaşkanı Eşref Gani, isyancıların tam güç aradıklarını söyleyerek ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Yerel bir ordu kurmak için ABD öncülüğünde yürütülen yirmi yıllık çabaların da başarısını merak eden herkese bu gelişmeler kesin bir cevap niteliği taşıyor!

Taliban, ABD liderliğindeki güçlerin ayrılması ve Batılı ulusların vatandaşlarını tahliye etmek için mücadele etmesiyle, Kabil’deki başkanlık sarayının kontrolünü ele geçirmesinin ardından Afganistan’daki savaşın bittiğini ilan etti. Tüm ülkenin de kontrolünü ele geçirip rejim değişikliğine gitti. Batılı unsurlar ülkeyi terk etmeye devam ederken, BM Güvenlik Konseyi acil toplantıya çağrıldı.

Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afganistan’ın bir an önce istikrara kavuşturulması için her türlü çabayı göstermeye devam edeceklerini dile getirirken, Türk diplomatlar ve Kabil havaalanındaki Mehmetçik için henüz tahliye kararı göremedik.

Bültenimizin bugün bir kısmını sıcak bir gündem maddesi olan Afganistan’a ayırdık. Malumunuz, yakın bir zamanda sonuçlanan Nato zirvesinde, Türkiye’nin Kabil havalimanını güvenliğini sağlaması gündeme gelmiş, akabinde de Türkiye’ye akın akın Afgan göçü başlamıştı!

Dönelim piyasalara. Küresel mali piyasalar, geride bıraktığımız hafta genelinde dalgalı bir seyir izlese de, ABD’de Cuma günü açıklanan tüketici güveninin 10 yılın en düşük düzeyinde gelmesi, piyasaları yeniden dolar satmaya teşvik etti.

Hatırlanacağı üzere, bültenlerimizde, son dönemlerde ABD dolarının piyasa kuru olan DXY’yi yakından takip ederek, kritik 92,8 – 93 seviyelerini ön plana çıkarmış, teknik olarak da bu seviyelerin üzerinde doların değerlenme potansiyelinden söz etmiştik. Gelinen noktada, kritik seviyeler test edilse de, seviyelerin üzerinde kalıcılık pek de gerçekleşmedi. Bu hafta, bu bağlamda, haftalık kapanışın 92,5 seviyesinin üzerinde olup olmayacağına bakacağız.

Her ne kadar, dünyanın büyük bir kısmında olduğu üzere, ABD’de de enflasyon yükselişini korumaya devam ederken, ekonomi cephesinden gelen veriler zayıf sinyaller üretiyor. Bu da ister istemez FED’in enflasyon konusunda “geçicidir” tezini kuvvetlendirerek piyasaları cesaretlendiriyor.

Durum da böyle olunca ve hazır da para muslukları sonuna kadar da açıkken, piyasalar FED şahinleşmeden getiri peşinde koşmaya devam ediyor. ABD borsaları Cuma günü zirve seviyelerde olmalarına rağmen haftanın son iş gününü küçük de olsa artılar ile tamamlamayı başardı.

Türk mali piyasaları da nispeten sakin seyrini korumaya devam ediyor. Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın alıştığımız faiz enflasyon tezini TV programına taşıyarak TCMB üzerinde baskı kurması ile 8,3 seviyesinden geride bıraktığımız hafta 8,7 seviyesinin kıyısına kadar yükselen USDTRY kuru, gerek yurtdışı iyimserlik, gerekse de TCMB’nin endişe edilenin aksine faiz oranlarını sabit tutması ile 8,51 seviyesine varan bir geri çekilme kaydetti.

USDTRY cephesinde, yurtdışı havanın bozmaması kaydı ile, aşağı yönlü seyrin yavaş da olsa devam edebileceğini düşünüyoruz. Teknik manada ise, 8,60 seviyesinin üzerinde olası bir haftalık kapanış durumunda, rüzgarın yön değiştirdiğine ikna olacağız.

Bu görüşümüz destekler mahiyette, Cuma günü açıklanan Haziran ayı ödemeler dengesi rakamlarına da kısaca yer vermek istiyoruz. Cari işlemler dengesi Haziran’da 1,1 milyar dolar açık verdi (Haziran 2020 3 milyar dolar açık). Bu sonuçlarla birlikte, yılın ilk yarısında cari işlemler dengesi 13,6 milyar dolar açık verdi (2020 yılının aynı dönemi 21,2 milyar dolar). Bu performansın arkasında, başarılı ihracat rakamları ve finans hesabında gerek doğrudan gerekse de portföy yatırımlarında görülen artışların yattığını not düşmek gerekiyor.

Cuma günü açıklanan veriler arasında, TÜİK’in Temmuz ayı konut satış istatistikleri de gözümüze çarptı: 107,9bin. Mayıs ayında ekonominin tam kapanma yaşaması nedeniyle geçen seneye göre rakamları karşılaştırmak doğru olmayacaktır. Yine de, Haziran ve Temmuz ayında 100bin seviyesinin üzerine yükselmesinin arkasında, enflasyon riskine karşı bir miktar koruma arayışı, biraz da, pol para döneminde, küresel eğilime paralel, içeride de konut fiyatlarının ve satışlarının yukarı yönlü hareketlenmeye devam edeceğine kesin gözüyle bakıyoruz.

Yeni gün başlangıcında, Asya piyasalarında satıcılı hava dikkatlerden kaçmıyor. Çin’in fabrika üretimi ve perakende satış büyümesi, koronavirüs salgını  ve sellerin ticari operasyonları kesintiye uğratması ve ekonomik toparlanmanın ivme kaybettiğine dair işaretler eklemesi nedeniyle Temmuz ayında keskin bir şekilde yavaşladı. Öte yandan, Japon hisseleri, Delta varyantı nedeniyle yavaş ekonomik büyüme endişeleri ve güçlü Yen ile ihracat odaklı ekonomisi darbe alacağı beklentisi ile haftayı %2 düşüşle tamamlıyor.

Avustralya’nın en büyük şehri Sydney, Pazartesi günü COVID-19 pandemisinin en ölümcül gününü kaydederken, Melbourne sakinleri enfeksiyonlardaki artış nedeniyle gece sokağa çıkma yasağına ilaveten, iki hafta daha sokağa çıkma yasağı ile karşı karşıya kaldı.

Borsalar cephesinde, yeni hafta, başlangıç itibariyle görülebileceği üzere pek de iyimser değil. ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de, bir miktar da olsa düşüş baskısının hakim olduğunu görüyoruz.

Geride bıraktığımız hafta, altının ons fiyatı, bazı piyasa emirlerinin tetiklenmesi ve yaz aylarına ait sığ piyasa koşullarının da yardımı ile saatler içerisinde keskin bir düşüş kaydetmiş, 1,685 dolar seviyesine varan ani bir düşüş kaydederek son 5 ayın en düşük düzeyini test etmişti. Akabinde ise, hızlı bir şekilde 1,780 dolar seviyesine toparlandığını görüyoruz. Altının ons fiyatının Ağustos ayını 1,760 dolar seviyesi üzerinde tamamlaması, Mayıs 2019’dan bu yana devam eden yükseliş trendinin korunmasına neden olacaktır.

Öte yandan, gümüş cephesinde, altının çöküş yaşadığı gün, teknik manada önemli bir destek seviyesi olan 22,50 dolar seviyesi test edilmiş ve akabinde Cuma günü yaşanan geri dönüşle hızla 23,75 seviyelerine geri dönüldüğünü görüyoruz. Fonların (ETF) gümüş pozisyonlanmasına baktığımızda, gümüşte yaşanan büyük çaplı düşüşe rağmen, fonların altının aksine gümüş pozisyonlarını korumaya devam ettiklerini görüyoruz! Bu da ister istemez, gümüş yatırımcısı açısından oldukça önemli bir gelişme.

Kripto paraların amiral gemisi Bitcoin, aylardır devam eden 29-42 bin dolar arasındaki sıkışmasını ve takip ettiğimiz aşağı yönlü formasyonun aksine, geride bıraktığımız hafta yukarıya yönelerek bu sabah 48bin dolar seviyesine varan bir yükseliş kaydetti. Teknik manada, 64bin zirvesi ardından yaşanan 29bin geri çekilmesinin en önemli düzeltme seviyesinin (Fibo %61,8) 51bin seviyesine denk geldiğini not edelim.

Piyasaların gündeminde, bu hafta Çarşamba günü açıklanacak FED toplantı tutanakları önemli bir yer tutuyor. Bugüne döndüğümüzde ise, içeride bütçe rakamlarını; dışarıda ise NY FED imalat endeksini takip edeceğiz.

Kaynak: iktisatbank.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz