Dün Resmi Gazete’de görüp bültenimizde kısacık değinme fırsatı bulduğumuz üzere, TCMB zorunlu karşılıklar düzenlemesinde değişikliğe gitti. Yapılan değişikliğin arkasında, TL likiditesinin sıkıştırılması amaçlanıyor. Takdir edersiniz ki, bu da kredi ve mevduat faizlerine olumsuz yönde yansıyacaktır.

Tebliği incelediğimizde, bankaların TCMB’de tutmakla zorunlu olduğu TL karşılığın bir bölümünü döviz olarak tutabilme opsiyonuna (hakkına) sahip oldukları mekanizmaya rezerv opsiyon mekanizması (ROM) deniyor. TCMB bu olanağı dün sıfırladı. Yani artık bankalar TCMB’de faiz maliyeti yüksek olan TL tutmak yerine, maliyeti daha düşük olan döviz tutma imkanın sahip değil. Bu bakış açısıyla, bankalar TCMB’de daha fazla TL tutmak zorunda kalacak olmaları, krediye yönledirebilecekleri TL likiditenin sıkışmasına neden olarak, TL kredi ve mevduat faiz oranlar üzerine yukarı yönlü baskı oluşturabileceğini düşünüyoruz.

Madalyonun diğer tarafında, ROM’un devre dışı kalması ile, TCMB’nin brüt döviz rezervlerinin de azalacağı düşünülürse, TCMB dün bu sorunu da aşmak adına döviz cinsi zorunlu karşılık oranlarını da artırdı. TCMB’nin kararları ardından bu sefer de sahneye BDDK’nın çıktığını görüyoruz. BDDK, kredi kartı taksit sayılarında tüketimi sınırlandırmak adına indirime gitti. Kararı, enflasyon ve cari açıkla savaşma kapsamında ele alıyoruz.

Mali piyasaların gündeminde dün dünya genelinde açıklanan PMI verileri yer aldı. PMI (satın alma müdürleri endeksi) içinde bulunduğumuz döneme ait büyümenin öncü göstergesi olarak yakinen takip ediliyor. Dün bu bağlamda, ISO-Markit işbirliği ile yayımlanan Türkiye imalat sanayi PMI endeksi Haziran ayında 51,3 ile Nisan ayına göre 2 puan yükseliş kaydederek büyüme ile daralmanın ayrıştığı kritik 50 seviyesinin üzerinde yer aldı.

Pazartesi günü TÜİK tarafından açıklanacak resmi enflasyon verisi öncesinde, dün İstanbul için açıklanan İstanbul Ticaret Odası (İTO) enflasyon verisini takip ettik. Haziran ayında İTO’nun TÜFE karşılığı olan geçinme endeksi %0,36 artış kaydederken, bu sonuçla yıllık enflasyon oranı da %16,12 oldu. Üreticiye yansıyan enflasyon ise aylık bazda %3,07 artışla yıllık olarak %25,56 değerini aldı. İTO verisi ile TÜİK arasında kuvvetli olmasa da bir korelasyon olduğunu biliyoruz. Geçen ay İTO verisi covid kapanma nedeniyle yüksek, TÜİK ise düşük gelmişti. Bu ay ise bunun tam tersinin olacağını düşünüyoruz. Enflasyonun piyasa beklentisi ile uyumlu %1,5 civarında aylık artış kaydedeceğini öngörüyoruz.

Her hafta Perşembe günü açıklanan TCMB verilerine göre, TCMB’nin brüt döviz rezervleri, Hazine’nin tahvil ihraçlarının da yardımı ile 3,2 milyar dolar artışla 59,2 milyar dolar seviyesine yükseldi. Takdir edersiniz ki, Hazine Müsteşarlığı, ihraçlardan elde ettiği paraları Merkez Bankasındaki hesaplarına yatırınca, TCMB’nin brüt döviz rezervleri artış kaydediyor. Aslında, bu bir borç olduğundan, net döviz pozisyonun ise değişmiyor. Öte yandan, altın rezervleri ise, altın fiyatlarındaki düşüşün de etkisiyle yaklaşık 0,4 milyar dolar azalışa 41 milyar dolar seviyesine geldi. Toplam brüt döviz ve altın rezervleri ise 100,2 milyar dolar ile son 4 ayın zirvesine yükseldi.

Dün yoğun gündemi ve veri akışını takip ederken, TCMB ve BDDK’nın hamleleri ardından TL’nin göreceli olarak iyimser bir gün geçirdiğini söyleyebiliriz. Arkasında somut bir neden bulamasak da, USDTRY kuru hafifçe gerileyerek 8,65 seviyelerine kadar gelirken, 15 aylık yükseliş trendini aşağı yönlü geçen ve beraberinde 200 günlük ortalamasının da altına inen Borsa İstanbul 100 endeksi, dün günü yara sararak %1,2 yükselişle tamamladı.

OPEC+ toplantısından henüz bir mutabakat çıkmadı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin kesintilerin derhal hafifletilmesi ve 2022’nin sonuna kadar uzatılması planını engellemesinin ardından, OPEC+ bakanlar toplantısını petrol üretim politikası hakkında daha fazla görüşme yapmak için Cuma gününe erteledi. Hatırlanacağı üzere, geçen haftalarda, portföyümüze enerji sektörünü ilave etmiştik. Eğer delta varyantı piyasaları paniğe sürüklemezse, 76 dolar seviyesine dayanan ve 32 ayın zirvesine giden Brent cinsi ham petrolün varil fiyatının yakın bir gelecekte 80 dolar seviyelerine yükselebileceğini öngörüyoruz. Petrolün yukarı yönlü seyri, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla savaşında ilave bir risk olarak düşünülebilir.

Yılın ikinci yarısına oldukça yoğun bir gündemle başladık. Dünya dün imalat sanayi PMI rakamlarını takip etmişti. Bugün ise asıl gündemimiz her ayın ilk cuması olduğu üzere ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanacak kritik istihdam raporu. Takdir edersiniz ki, ABD’de enflasyon multi yılların zirvesine yükselmişken, FED, politika duruşunu sertleştirmek adına enflasyonu destekleyen faktörlerin kalıcı olması gerektiğini savunurken, covid nedeniyle işsiz Amerikalıların işgücüne geri dönene kadar elinden geleni yapacağını da taahhüt etmişti.

Bu minvalde, bugün açıklanacak sağlam bir rapor, “Sevdim Sevdim Bak Ne Hale Geldim” şarkısının fonda duyulmasına neden olabilir. FED gibi enflasyonu ‘görmemiş’ gibi yapan piyasalar, sağlam bir tarım dışı istihdam raporuna sert bir tepki verebilir. Günün ikinci yarısı bu minvalde kritik. Reuters anketine göre, manşet istihdam artışının 700bin kişi olması beklenirken, işsizlik oranının ise hafif yükselişle %5,7 seviyesine gerilemesi; ortalama saatlik gelirlerin ise yıllık %3,7 artması bekleniyor. Geçen aylara ilişkin revizyonlara da dikkat edilmesi gerekmektedir.

ABD borsalarının geceyi hafif de olsa yükselişle tamamlaması ardından, sabah Asya piyasalarında karmaşık bir seyir hakim. Kore ve Şangay borsaları %1,5 düşüşle işlem görürken, diğer bölgelerde yatay bir seyir var. ABD 10 yıllık tahvil faizleri ise %1,45-%1,50 bandında sakin seyrini korumaya ve veriyi beklemeye devam ediyor.

Zayıf bir istihdam raporu, piyasalarda var olan parti havasının devamı niteliğinde kabul görecek olup, güçlü bir raporu ise, ABD Doları’nın piyasa fiyatı olan DXY’nin 93 seviyesini aşmasına ve ‘çarşının karışmasına’ neden olabilir. Böyle bir gerçekleşme, FED’in ultra gevşek para politikalarından geri adım atma noktasında elini çabuk tutacağı izlenimini kuvvetlendirerek, başta hisse senetleri, kıymetli madenler ve amiral gemi Bitcoin’in değer kaybetmesine neden olabilir. Kuşkusuz, gelişmekte olan ülkeler de bu süreçten olumsuz yönde etkilenecektir.

Kaynak: iktisatbank.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz