Dün erken saatlerde bültenimizi kaleme aldıktan hemen sonra, önemli bir haber ile güne başladık. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Çin ve Katar’dan sonra Güney Kore ile 2 milyar dolar tutarında swap anlaşması imzaladı. TCMB’nin Çin ile 6 milyar dolar, Katar ile de 15 milyar dolar tutarında swap anlaşması bulunuyor. Güney Kore ile birlikte bankanın sağladığı swap anlaşması 23 milyar dolara ulaşmış oldu.

Yapılan anlaşmaya göre, Güney Kore MB’nin TCMB’deki hesaplarında TRY; TCMB’nin Güney Kore MB’deki hesaplarında ise KRW blokeli kalacak. İki ülke arasında herhangi bir ticaret durumunda (ABD Doları bağımlılığı azaltmak) ödemelerin bu hesaplar üzerinden yapılacağını düşünülüyor. Anlaşma, bugünden itibaren üç yıl için geçerli olacak ve her iki ülkenin anlaşması halinde uzatılabilecek.

TCMB’nin brüt döviz rezervlerinde yaklaşık 2 milyar dolarlık bir artış yaşanacak olsa da net rakam değişmeyecektir. Dün sabah bültenimizi kalem aldıktan sonra açıklanan bu karar, bir nebze de olsun Türk mali piyasaları üzerinde var olan olumsuz havayı törpüledi.

Dün sabah saatlerinde gelen swap haberi ardından TÜİK tarafından açıklanan Haziran ayı sanayi üretimi verilerini takip ettik. Büyümenin öncü göstergesi olan sanayi üretimi, geçen yılın aynı dönemine göre %23,9’luk oldukça yüksek sayılacak bir büyüme oranı kaydedildi. Lakin, geçen yılın Haziran ayında pandemi koşullarının etkili olduğu düşünülürse, yıllık karşılaştırma aldatıcı olabilir. Geçen aya göre bakarsak, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış verilere göre yine %2,3’lük bir büyüme dikkat çekiyor. Sanayide çarklar dönmeye başlasa da, üçüncü çeyrekte baz etkisi ile ivme kaybetmesini bekliyoruz.

Dün sahneye çıkan TCMB, olağan Temmuz ayı PPK toplantısında, tahminlerimize paralel 1 hafta vadeli repo faizi olan ana faizini (politika faizi) %19 seviyesinde sabit tuttu. Bir başka bakış açısıyla, Başkan Kavcıoğlu başkanlığında TCMB PPK, 5 aydır faizi değiştirmedi!

Toplantı ardından yayınlanan politika metninde, geçen ayın metninden farklı olarak, gıda fiyatlarının üzerinde, küresel anlamda etkili olan olumsuz koşulların yarattığı etkilere vurgu yapılırken, dış talepteki olumlu tabloya da dikkat çekilip yılın geri kalan kısmında cari işlemler dengesinin fazla vereceği, bunun da fiyat istikrarı için olumlu bir adım olacağının altı çizilmiş.

Aslında, TCMB, Temmuz’da enflasyonun yüksek gelmesinin gıda fiyatlarına bağlarken, önümüzdeki aylarda ise cari dengenin artı vereceğini ve döviz girişinin yaşanacağına vurgu yaparak bir sonraki politika hamlesini ise indirim yönünde olacağına işaret etti.

Dün de bültenimizde belirttiğimiz üzere, Kavcıoğlu’nun faize Eylül ayından da dokunmayacağı, ama dünyada işler tersine gitmezse, baz etkisi ile Ekim ayı ile birlikte fiyatların artış hızının yavaşlaması ile ölçülü faiz indirimlerine başlanacağını düşünüyoruz. Dünyada hava şayet bozmasa, TL’de değerlenme anlamında bir pencerenin yeniden açılacağı ihtimali de kısa bir süre için olsun göz ardı edilmemelidir. Hatırlanacağı üzere, USDTRY kurundan 8,64 seviyesinin üzerinde gecelik kapanışı olması durumunda, tonumuzu değiştireceğimizi peşinen belirtlmiştik.

Karar ardından, USDTRY kuru, sabah da swap anlaşmasının rüzgarını arkasına alarak 8,53 seviyesine kadar gerilerken, BİST100 endeksi de, bir önceki gece Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın faiz hadleri ve ekonomi hakkında konuşma yapma ihtimalini fiyatlayarak kaydettiği düşüşleri tamamen geri alarak günü %2,4 (bankacılık endeksi %2,85) artıda tamamladı.

Dün PPK kararı ardından, TCMB, her hafta Perşembe günü olduğu üzere para ve banka, ve menkul kıymet istatistiklerini yayımladı. Parite/fiyat etkisinden arındırılmış rakamlara göre gerçek kişilerin döviz mevduatları (DTH) bir önceki haftaya göre 0,7 milyar dolar, tüzel kişilerin ise 1 milyar dolar artış kaydetti. Son haftalarda DTH kanalında artış yeniden dikkatimizi çekiyor.

Öte yandan, TL’ye olan yabancı ilgisini gösteren menkul kıymet istatistikleri raporuna göre, yurtdışı yerleşikler 168 milyon dolar hisse senedi, 114 milyon dolar ise tahvil aldıklarını görüyoruz. Bunu olumlu bir gelişme olarak okuyoruz.

TCMB’nin brüt döviz rezervleri döviz tahvil ihraçları ile 68 milyar dolar seviyesine dayanırken, altın rezervleri ise, altın fiyatlarındaki düşüşün etkisiyle kısmen gerileyerek 41,3 milyar dolar oldu. Bu sonuçlarla, toplam rezervler (brüt döviz + altın) 110 milyar dolar ile son zamanları zirvesine yükseldi.

Dünü halen daha bitiremedik! Dün, içerideki gelişmelerin bitmesi ardından, bu sefer de ABD’de günün ikinci yarısında açıklanan üretici enflasyonunu takip ettik. TÜFE’nin beklentilere paralel açıklanması ve enflasyon riskini bir günlüğüne de olsa unutmamız ardından, manşet ÜFE Temmuz’da %7,3 olan beklentinin aksine %7,8 artış kaydederken, çekirdek rakamlar da beklentiyi (%5,6) oldukça aşarak %6,2 düzeyinde gerçekleşti.

Güçlü üretici enflasyon verisi ardından, takdir edeceğiniz üzere, hava bir miktar da olsun küresel anlamda bozdu. USDTRY kuru 8,53 seviyesini test etmesi sonrası günü 8,56 seviyelerinden tamamlarken, ABD borsaları, geceyi ılımlı da olsa küçük yükselişler ile tamamlamayı başardı.

Yeni gün başlangıcında ise havanın yeniden bulutlandığına şahit oluyoruz. ABD borsalarının rekor seviyelerde olmasına adet bu sabah omuz silken Asya borsalarında, gösterge endeks Nikkei yatay seyrederken, Kore ve Tayvan borsaları ise sırası ile %1,6 ve %1,2 düşüş kaydetti.

IEA (Uluslararası Enerji Ajansı) dünya çapında artan COVID-19 vakalarının hükümetleri hareket kısıtlamalarını yeniden canlandırmaya zorlamasıyla ham petrol ve ürünlerine yönelik talep büyümesinin keskin bir şekilde yavaşladığı konusunda uyarmasının ardından petrol fiyatları Cuma günü ikinci günde de düştü.

Haftanın son iş gününde, dolar endeksi (DXY), yüksek gelen üretici enflasyonu ardından dört ayın en yüksek seviyelerinde (kabaca 93 civarında) tutunmaya devam ettiğini görüyoruz. Benzer bir şekilde, EUR, dolar karşısında dört ayın en düşük seviyesi olan 1,17’nin diplerinden uzak durmaya çalışıyor.

Güçlü gelen istihdam ve enflasyon verileri sonrası FED başkanlarından gelen şahin açıklamalar peş peşe devam ederken, yıl sonuna kadar kulaklardan fışkıran likiditenin de azaltılmaya başlanacağına kesin gözüyle bakılıyor. Bu bağlamda, gözler Ağustos sonu küresel merkez bankası başkanlarının katılacağı Jackson Hole toplantısına çevrilmiş durumda. Bakalım Başkan Powell, Bernanke’ye özenecek mi?

Bu arada, dünkü güçlü enflasyon verisi ardından, hafta içinde 1,685 dolar seviyesine kadar gerileyen altının, haftayı 1,760 dolar seviyelerinden tamamlamaya çalıştığını görüyoruz. Mayıs 2019’dan bu yana devam eden yükseliş trendinin korunması adına, haftalık ve aylık anlamda 1,760 dolar seviyesinden kapanışı oldukça önemsiyoruz. Gümüş cephesinde ise, benzer bir şekilde defans hatta 22,50 dolar seviyesinden geçtiğini bir kez daha hatırlayalım.

Reuters haberlerinde, son dakika gözümüze çarpan önemli bir haber ile bültenimiz tamamlayalım. Taliban, Afganistan’ın üçüncü büyük kentini de ele geçirirken, ABD ve İngiltere elçilikte çalışan vatandaşlarını acilen tahliye etme kararı aldı.

Kaynak: iktisatbank.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz