Türk mali piyasaları, Salı günü sert bir satış baskısına maruz kalması ardından dün gün boyunca yaralarını sarmaya çalıştı. Hatırlanacağı üzere, Salı günü akşamüzeri, Borsa İstanbul 100 endeksi sertleşen satış baskısına boyun eğerek günü %3,6 düşüşle tamamlamış, USDTRY kuru ise 8,50 seviyesine dayanırken, TL, EUR ve GBP karşısında tarihin en değersiz seviyesini test etmişti.

Dün ise, Salı günü ardından bir miktar da olsa ılımlı seyrin ağır bastığını gördük. Elbette ciddi bir düzeltmeden söz edemesek de, USDTRY kurunun 8,45 seviyesinde yatay bir seyir izlediğini, Borsanın ise günü %1,9 yükselişle tamamladığını not edelim.

AK Parti Grup toplantısında konuşan Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütleri ve suç çeteleri karşısında gösterilen gayretlere vurgu yaprak kapsamlı bir konuşma yaparken, sessizliğini de bozmuş oldu. Son dönemde sosyal medya üzerinden yaşanan bildiğimiz sürecin, Türkiye’nin istikrarına kastettiğini ve buna asla müsaade edilmeyeceğinin altını çizdi.

Bu bağlamda, MHP Lideri Bahçeli ardından, Sn. Cumhurbaşkanı’nın da somut bir şekilde İçişleri Bakanı Soylu ve (eski) Başbakan Binali Yıldırım’ı savunduğunu gördük. Sn. Cumhurbaşkanı’nın dün sessizliğini bozarak ekibine sahip çıkması, Türk mali piyasalarında yaşanan dünkü sakinleşmenin de arkasında yatan ana faktör olduğunu söyleyebiliriz.

Tüm gelişmeler, Türk mali piyasalarının yurtdışı iyimser havadan nemalanamadığını ve kırılganlığın halen daha oldukça yüksek olduğuna işaret ediyor. Özellikle, yurtdışında hava ‘pudra şekeri’ kadar pembe ve tatlıyken, içerde havanın ‘limoni’ olması, yurtdışı piyasaların bir noktada bozduğunda içeride nelere sebebiyet verebileceğini düşünmek gerekiyor!

Dün geceyi ABD borsaları sınırlı da olsa yükselişle tamamladı. Özellikle, risk iştahının göstergesi konumunda olan Nasdaq endeksi %0,6 yükseldiğinin altını çizelim. Batı aleminde, para ve maliye politikasının bu kadar ekonomik ortamdan kopuk (ABD’de enflasyon %4,2 ile 13 yılın zirvesine çıktığı düşünülürse) olduğu bir dönem daha önce görülmemişti. Hazır enflasyon tehdit olarak görülmezken (!), ABD 10 yıllık tahvil getirisi %1,58 seviyesinde sakinken, hele bir de dolar reel getiri eksiyken, piyasalar, kulaklardan fışkıran likiditenin yardımı ile, hazır su akarken testiyi doldurmaya devam ediyor.

Dün Financial Times’da, ABD Hazine Bakanı Yellen’in teşvik paketi için “go big” yani büyük olmalı demeciyle eşleştirilen “doların ölümü” yönünde yazı  ilgimi çekti. Yazıda, ABD dolarının, küresel merkez bankalarının rezerv kompozisyonundaki yerinin, 1999 yılında EUR’nun işlem görmeye başladığında %71’den son 25 senede %59’a gerilediğinin altını çizmişler. Özellikle, rezerv para, yani devletin yatırımcılara sağladığı güvene işaret eden yazıda, enflasyonun dünyanın bir numaralı güvenli limanı olan ABD 10 yıllık tahvillerdeki sabit yatırımı kemirdiği, ve devletin sorumlu politikalar izlemezse, doların tahtının önümüzde 15 senede sallanarak, baskın rezerv para statüsünü kaybedebileceğine yer verilmiş.

Çok da uzatmadan, doların önünde, ABD’nin mali cömertliğinin ve parasal değer kaybının büyük bir soruna zaman içinde neden olabileceğini düşünüyoruz. O nedenledir ki, doların piyasa değerini gösteren sepet kur DXY’de okların aşağıyı gösterdiğini, EUR, GBP ve devamında kıymeti madenlerde ise değer kazancı bekliyoruz.

Her ne kadar kıymetli madenler oldukça yavaş, sağlıklı ve emin adımlarla yükselse de, baz metallerde ise resmi değişiyor. Emtia cephesinde yaşanan bu bir biri ile tutarsız hareketleri geçen aylarda da görmüştük. Arz sıkıntısı ve artan talep nedeniyle demir cevheri rekor kırarken, altın ve gümüş ligin dibine kadar gerilemişti. Şimdi ise, kıymetli metaller yükselişi eğilimi sergilerken, baz metaller tarafında sert düşüşler dikkat çekiyor. Bunun da arkasında, Çin’in sıkı önlemlerinin yattığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Kripto para piyasasında ise, 19 Mayıs günü yaşanan sert, bizce sağlıklı düşüş ardından dipten toparlanma çalışması devam ediyor. Lakin, amiral gemi olan Bitcoin, halen daha 40,675 dolar seviyesinde olan 200 günlük basit ortalamasının üzerine yükselemedi. Bu nedenle de, henüz rüzgarın yön değiştirdiğini söyleyemiyoruz (bakınız grafik)!

Türk mali piyasalarında dün bir nebze de olsun soluklanma görsek de, kırılganlığın halen daha çok yüksek olduğunu kabul etmek gerekiyor. Özellikle, USDTRY kurunda 8,35 seviyesinin altında gecelik kapanış görmeden, risklerin yukarı yönlü olmaya devam edeceğini, teknik bir bakış açısı ile 8,58 seviyesinin herhangi bir nedenle aşılması durumunda, yeni alıcıların devreye gireceğini, artan hacimle soluğun 9,40 seviyelerinde alınabileceğini düşünüyoruz (bakınız grafik).

Mayıs ayını bitirmeye sayılı günler kala, 14-16 Haziran tarihinde, Nato Zirvesinde Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile mevkidaşı Biden’ın görüşmesi büyük bir önemle takip edilecektir. Sözde Ermeni soykırımının tanınmasından, Filisten’e, S-400’den Halkbankasına varan büyük bir müzakere sürecinde liderlerin çantlarında nasıl bir pazarlık ile masaya oturacaklarını bizler de merak ediyoruz.

Yeni gün başlangıcında günü bitirmeye hazırlanan Asya borsalarında hafif de olsa satış baskı hissediliyor. Benzer bir şekilde, Pasifiğin diğer ucunda da, ABD borsalarının vadeli işlemlerinde de sınırlı oranda düşüşler dikkat çekiyor. Küresel mali piyasaların, Asya ve ABD’ye paralel güne sınırlı oranda satış baskısı ile başlamasını bekliyoruz.

Makro cephede ise, ABD’de açıklanacak GSYIH büyümesi, konut satışları ve işsizlik maaşı başvuruları takip edilebilir. İçeride ise, her hafta Perşembe günü olduğu üzere, TCMB’nin para ve banka istatistikleri ile menkul kıymet raporu önem arz edecek.

Kaynak: iktisatbank.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz