Türk sermaye piyasaları daha önce birkaç kez yaşadığımız sahte Amerikan baharının etkisinde. TL’deki hızlı değer kazancının arkasında siyasi spekülasyonlar var. Makro ekonomik göstergeler ve IIF’nin araştırması TL’nin bağlandığı çıpanın zayıflığını ortaya koyuyor.

Dolar kuru hafta içinde 8.20’ye kadar düştü. Daha sonra kapanışta 8.40’ın biraz altında dengelendi. TL, hafta başından beri gelişen ülke para birimleri içinde en iyi performans gösteren para birimi oldu. TL, dolara karşı yüzde 4.29 oranında değerlendi. Dolar kuru, 3 Haziran’da Cumhurbaşkanı’nın faiz mesajının ardından gece yarısı sığ piyasada 8.80 TL’yi aşmıştı. Türkiye’nin makro ekonomik dengelerinde herhangi olumlu bir gelişme olmadığı halde TL’nin diğer tüm gelişen ülke para birimlerinden daha iyi performans göstermesinin nedeni Erdoğan-Biden görüşmesinin fiyatlandığı yorumuna neden oldu. TL’yi diğer destekleyen unsur ise ABD’de enflasyon göstergeleri yukarı yönlü olsa da piyasaların bir enflasyonun kalıcı olduğuna ikna olmaması ve rezerv para merkez bankalarının destekleyici para politikalarını sürdüreceğine yönelik güçlü beklentiler oldu.

RUBLEDE DE BIDEN ETKİSİ VAR

Ünlü Menkul Değerler’in cuma günü geçtiği piyasa notunda da kurlarda Biden hareketliliği yaşandığı ifade edildi. Notta, “Son bir haftadır enflasyon endişeleri ve bekleyişi içerisinde rekor kıramayan S&P 500, beklenenleri aşan enflasyon sonrasında rekoru kırdı. Son iki gündür konu ettiğimiz ABD 10 yıllık tahvilleri mart başı seviyesine geriledi. Piyasaların bardağın dolu tarafını görmesi olumlu, FED’in ise bardağın hangi tarafından bakacağına 16 Haziran’da göreceğiz. Haftaya Pazartesi günü Biden-Erdoğan görüşmesi, çarşamba günü Biden-Putin görüşmesi gerçekleşecek. Dolar/TL’nin (perşembe günü) yüzde 2 düşüş göstermesi ve dolar/rublenin 4 günlük düşüşü ile Ağustos 2020 seviyesine gerilemesi, kurlarda Biden görüşmesinin fiyatlandığını gösteriyor. Kısa vadede Biden-Erdoğan görüşmesi Türk lirası ve BIST’e olumlu katkısını sürdürmesini bekleyebiliriz. Dolar/TL’de mart ayı boyunca yaşanan eğilim kırıldı. Merkez Bankası Başkanı değişimi sonrasında başlayan yükselen kanal dün kırılmış oldu. Ruble ile TL’nin benzer güçlenmesi siyasi gelişmelerin pozitif bir etkisinin fiyatlara girdiğini gösteriyor” denildi.

DIŞ TİCARETTE TABLO ALEYHİMİZE

TL’nin dolar karşısında diğer ülke para birimlerinden daha fazla güçlenmesine neden olacak bir makro değişken bulunmuyor. Sıkı para politikasına rağmen kredi genişlemesi hız kaybederek sürerken, dış ticaret tarafında dengenin ithalat lehine bozulduğunu geçen hafta yayınlanan, ihracatın ithalatı karşılama oranının zafiyete uğradığına ilişkin haberimizde sizlere aktarmıştık. Yine dış ticaret hadlerine baktığımızda ihracat fiyatları nisanda yıllık yüzde 9.2 artarken, ithalat fiyatlarındaki artış 23.9 oldu. 2020 yılı Nisan ayında 103.6 olarak elde edilmiş olan dış ticaret haddinin 12.3 puan azalarak 2021 yılı Nisan ayında 91.3’e gerilemesi dikkat çekti. Buna göre 100’ün altındaki her değer zararına ihracat yapıyoruz demek. Elbette döviz kuru yüzünden yoğun hammadde satışından kaynaklanıyor. Hükümetin bu anlamda getirdiği bir takım sınırlamalar oldukça önemli. Bunların genişletilmesi de beklenebilir.

MAKRO GÖSTERGELER NE DİYOR?

Turizmde ise en büyük pazarımız olan Rusya cephesinden henüz olumlu bir haber gelmiş değil. Yine içeride dolarizasyonun kırıldığına ilişkin de bir emare yok. Doları kurunun rekor kırdığı önceki hafta yarım milyar dolarlık döviz çözülmesi olsa da bunun neredeyse tamamı tüzel kişi hesaplarında meydana geldi. Yine Hazine tahvillerinin alıcısının kamu bankaları olduğu ve mayıs ayında Hazine nakit dengesinin açık verdiği gözlendi. Yabancıların 5 Haziran ile biten haftada net 97.7 milyon dolarlık hisse senedi ve 64.1 milyon dolarlık DİBS sattığı gözlendi. Tutarların düşük olması kurun rekor kırdığı hafta yabancı çıkışının az olduğunu gösterse de zaten hem hisse senetlerinde hem de DİBS’te yabancı varlığı son yılların en düşük seviyelerinde bulunuyor. Diğer yandan Merkez Bankası’nın piyasa aktörleri ile yaptığı ankette ekonomistlerin 12 ay ve 24 ay sonrası enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 10.9’dan yüzde 11.14’e yükseldi.

Prof. Dr. Öner Günçavdı’nın Twitter hesabından yaptığı yorum uyarınca; “Son günlerde kurlarda görülen aşağı doğru eğilim, TCMB’nin herhangi bir aksiyon almasına gerek duymadan ve mevcut para politikasının ekonomiye olan yükünü arttırmadan, sadece siyasi birtakım gelişmelerle TL’nin nasıl değer kazanabileceğinin açık göstergesi.” Yani TL’deki değerlenme siyasi. Nasıl ki daha önce siyasi nedenlerle hızlı değer kaybetti ise şimdi de hızla değer kazandı. Bu anlamda TL’de çıpa zayıf ve her dalgada gemiyi sallıyor diyebiliriz.

ENFLASYON YÜKSEK BÜYÜME DÜŞECEK

IMF de hafta içinde yayınladığı raporda, Türkiye için 2022 ve sonrası tahminlerinde enflasyonu yüzde 12.5’te, büyümeyi de yüzde 3.3’te sabitledi. Paraanaliz’de yer alan haberde, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Genel Müdür Yardımcısı Geoffrey Okamato’nun görüşlerine yer verilerek, gelişmekte olan piyasaların borçlanma ihtiyacının da borç seviyesinin de arttığına dikkat çekildi. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu gelişen piyasalar için bu kötü haber. Rezerv paraları yöneten merkez bankaları enflasyon konusunda henüz temkinli dursalar da kalıcı bir enflasyon görmeleri halinde piyasaya verdikleri desteği kesmeye başlayabilirler. Bu da bizim için kötü haber. Ülkeler spekülatif dış sermaye dışında büyümelerini fonlamak için farklı finansman yolları bulmak zorundalar.

Türkiye bu yıl ilk çeyrekte yüzde 7 büyüdü. BBVA (Banco Bilbao Vizcaya Argentaria) Araştırma Büyük Veri Bölüm Başkanı Alvaro Ortiz’in yayınladığı modele göre ikinci çeyrekte de ekonomimiz yıllık yüzde 24 ve bir önceki çeyreğe göre de yüzde 0.2 büyüyecek. Öncü göstergelere göre şimdilik vaziyet böyle. Elbette haziran verileri durumu değiştirebilir.

YALANCI BAHARA KANMAYALIM

Salgın yüzünden istihdam yaratmada pek başarılı olamayan bu büyümenin sürdürülmesi için dış kaynak gerekiyor. Bunun için Erdoğan-Biden görüşmesine güvenemeyiz. Erdoğan-Trump görüşmesi ve dönemin ABD Ticaret Bakanı temasları dönemindeki bahar havasını hatırlayalım. Benzeri şimdilerde yaşanıyor. O tarihten sonra Türkiye’nin ABD’ye olan ihracatı hızla artmaya başladı. Elbette bu ABD’nin Çin yerine farklı tedarikçilere yönelmesinden kaynaklanıyor. Bu anlamda Türk ihracatçılar Avustralya pazarı için de hazırlıklara başladı. Ticaret Bakanı Mehmet Muş da hafta içinde ABD Büyükelçisi David M. Satterfield ile bakanlıkta görüştü. Ticaret her zaman farklı yürüyor. Ancak siyasi ilişkilerdeki gelişmeler piyasalarda spekülatif hareketleri besliyor. Biden görüşmesi öncesi ilişkilere dair senaryolar yazılarak piyasada bir takım spekülatif işlemler yapıldığını aşikar. Bu yalancı bahar her an sert bir rüzgarla fırtınaya dönebilir.

Türkiye’nin daha önce yaşadığı sahte Amerikan baharlarını hatırlayıp ekonomik anlamda pozisyonunu güçlendirmesi için zamanı azalıyor. Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF) Başekonomisti Robin Brooks, bu hafta TL’de görülen değer artışına rağmen, kredi büyümesine ve cari açığa işaret ederek 9.50 TL’lik tahminlerini koruduklarını ifade etti. Brooks, Twitter’da yayımladığı iki ayrı grafikte 2018’deki kur şoku sonrası TL’nin 5.50 TL’ye döndüğünü çünkü kredi genişlemesi yerine daralmaya geçildiğini ve cari fazla verildiğini hatırlattı.

Yazarın izniyle kaynaktan yeniden yayınlanmıştır

Atilla Yeşilada: Siyah beyaz şov

Cüneyt Akman: Gerçek işsizlikten, Türkiye’den para çıkışına bitmeyen döngü!

TL neden güçlendi ve kalıcı olabilir mi?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz