Dün açıklanan ilk çeyrek büyüme verisi bir yana, yılın ikinci çeyreğine ait gelen veriler Türkiye ekonomisinde yılın ikinci yarısında bambaşka bir yöne dönüldüğünü anlatıyor. Mayıs ayı 17 günlük yarı-kapanma ve Bayram tatilleri nedeniyle verilerin kısmen büyüteç altında alınmışçasına etkileri yansıttığı doğru.  Ancak 2020’de ekonomiye verilen büyük parasal ve kredi desteklerinin etkisi geçtikçe Mayıs ayı verilerinde iyice elle tutulur hale geldiği üzere Türkiye ekonomisinde yön değişiyor.

PMI’daki düşüş geçici mi?

Nisan’da 50,4 olarak ölçülen manşet PMI Mayıs’ta 49,3’e gerileyerek COVID-19 kısıtlamalarından olumsuz etkilendi. Son bir yıldır ilk kez 50,0 sınırının altına indi ve daralmaya işaret etti.

Üretim ve yeni siparişler yavaşlarken istihdam artış hızı son bir yılın en düşük düzeyinde gerçekleşti. Fakat açıklanan verinin detaylarından anlaşılan imalat sanayiindeki tek sorunun Türkiye içindeki kısıtlamalar olmadığı.

Küresel ekonomik dinamiklere bağlı olarak, COVID-19 sonrası tedarik zinciri sorunları Türkiye imalat sanayiini de olumsuz etkiliyor. Tedarikçilerin teslim sürelerindeki belirgin artışlar izlenmekte. Ham madde teminine ilişkin zorluklar devam ederken bu durum girdi maliyetleri ile satış fiyatlarındaki artışların hızlanmasında etkili oldu. Hatta TL’nin Nisan ayından beri devam eden değer kaybına bağlı olarak Mayıs’ta girdi maliyeti enflasyonu Nisan’ın da üzerinde. Doğal olarak da firmalar artan maiyetle güçlü iç talep birleştiğinde, satış fiyatlarını keskin şekilde yükseltti.  PMI notlarına göre bu artış yılbaşından beri en yüksek oranda gerçekleşti.

Yine PMI alt kalemlerine göre “yeni ihracat siparişleri” de hız kaybederek dört aylık büyüme sürecini sona erdirdi. Bu da yine 2021 GSMH büyümesinde ihracatın payı olarak bakıldığında olumsuz bir gelişme.

İmalat sanayi firmaları şimdilik salgın kısıtlamalarının kalkmasıyla “güçlü büyümeye” yeniden dönüş olabileceğini düşünüyor. Artan maliyetleri de tüketici tarafına yansıtmakta kararlılar; bu da enflasyonist baskıların Mayıs ayının ötesine taşındığını anlatıyor.

BloombergHT Tüketici Güven Endeksi 11 yılın dibinde

Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi Mayıs’ta bir önceki aya göre yüzde 3,75 gerileyerek 55,20 seviyesine düştü. Böylelikle endekste Ocak 2010’dan bu yana en düşük seviye kaydedildi.

Son 11 yılın en düşük seviyesine Mayıs 2021 itibarıyla inmek, salgın bağlantılı kapanmaların ötesinde bir duruma işaret ediyor.

Güvensizliğin artmasına rağmen “bugün” tüketim iştahının hala devam etmesi de önümüzdeki dönemde artmaya devam eden enflasyonun mal ve hizmetleri daha da pahalılaştırması beklentisini yansıtıyor.  BloombergHT analistlerinin yorumları şöyle:

– Endeksin detaylarına bakıldığında, tüketicinin mevcut durum algısında ve geleceğe ilişkin beklentilerinde gerileme yaşanırken, tüketim eğiliminde artış izlendi.

– Pandemiye bağlı ekonomik aktivitedeki gerileme, Mayıs ayının ilk yarısında Tüketici Güveninde görülen gerilemenin en temel nedeni olarak öne çıktı.

– Finansal piyasalar ve özellikle döviz kurlarındaki baskının devam etmesi de düşüşün diğer bir nedeni gibi göründü.

– Diğer taraftan, içinde bulunulan dönemin dayanıklı tüketim malları ile otomobil ve konut alımı için uygunluğunu ölçmeye çalışan Bloomberg HT Tüketim Eğilimi Endeksi ise yüzde 20,53 artarak 36,75 oldu. Baz etkisiyle artış oranı yüksek olsa da endeksin seviye olarak düşük seyrettiği görüldü.

– Endeks verileri zayıf iç talep sinyali vermeye de devam etti.

GA.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz