Dün seans içinde 8.50 kritik direncine yaklaşan dolar/TL kuru, bu sabah 8.44-45 bandında.   Bir süredir Türkiye’nin Bayram ve Milli Tatilleri’nde sığ piyasalarda yükselen, ancak işlem günlerinde 8.30 civarında dengelenen dolar/TL niye aniden alevlendi?  Cevabın bir kısmı Gelişmekte Olan Piyasalar ortamında saklı.    Ancak, Türkiye’ye özel 3 neden TL’yi zayıflattığı gibi, doların yukarı hareketini de ivmelendirebilir.

Dün MSCI GOP Hisse Endeksi Latin Amerika seansına kadar %1.41 prim yaptı. Latin Amerika borsaları ise emtia fiyatlarındaki gerilemeye paralel %1.21 değer yitirdiler. Ayrıca, bu bölgenin para birimleri de toplu halde dolara karşı gerilediler.

Gelişmekte Olan Ülke FX dolara zıt tepkiler veriyor, çünkü sene sonuna doğru Fed’in tahvil alımlarında azaltmaya geçmesi bekleniyor. Bu durumda, ABD doları cinsinden fonlama maliyetleri yükselecek. Türkiye, Peru, Romanya ve Kolombiya gibi aşırı FX borcu taşıyan ve ödemeler dengesi “kırılgan” yani, şoklara dirençsiz olarak algılanan ülkelerin para birimleri satılıyor. Ek olarak yerel para birimleri cinsinden DİBS’den çıkış var. TL’nin sürekli değer kaybı denemelerinin birinci nedeni bu.

TCMB’de başkan yardımcısı değişimi ancak dün öğleden sonra yabancı basın vasıtasıyla global fonların kulağına gitti. O saatten sonra da satışlar başladı. Global fonlar nedenlerini araştırmaksızın, TCMB’de her üst düzey kadro değişimini, faiz indirmek için bir bahane olarak algılıyor.

Tabii, TL’nin tökezlemesinin içsel nedenleri de var. Bunları DUNYA Gazetesi’nden alıntılayalım:

“Satışlar neden arttı?

Analistler, satışları tetikleyecek somut bir gelişme yaşanmadığını, bununla birlikte, CHP’nin erken seçim çağrısını yenilemesi, sosyal medyada bu konuda paylaşımlar yapılması ile Sedat Peker iddialarının siyaseti nasıl etkileyeceği belirsizliğinin stres yarattığını söyledi”.

Yukarda sayılan nedenler, yerleşikleri yeniden döviz alımına yönlendirmiş olabilir. Ek olarak, siyasette sular durulacak gibi değil.  Yani, TL’den kaçış uzun soluklu olabilir.

Son olarak, 14-15 Haziran’da  gerçekleşecek Erdoğan-Biden zirvesi öncesi iki devlet arasında ilişkiler limoni.  İsrail’in Filistine düzenlediği son saldırı, Erdoğan’ın Netanyahu ve Biden’ı ağır bir dille eleştirmesi sonucunu doğurdu. Beyaz Saray da aynı sertlikte karşılık vedi.  ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Orta Doğu gezisinde Türkiye’yi es geçiyor. Fakat, halihazırda üst düzey bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Wendy Sherman zirve öncesi temaslarda bulunmak üzere Ankara’da.

Türkiye’yi tanıyan yatırımcılar 14-15 Haziran zirvesinin önemini kavrıyor. Eğer iki lider S-400ler ve Kuzey Doğu Suriye konularında anlaşamazsa, ABD’den ek CAATSA yaptırımları devreye girebilir.

Nihayetinde, Türk mali varlıklarında yeni bir çalkantı dönemi başladı. Bu çalkantı en erken Erdoğan-Biden zirvesinde uzlaşmayla biter. Uzlaşma değil, yaptırıma yönelik bir süreç başlarsa, gözler iç siyasete dikilir. Erken seçime yönelik tüm işaretler satılır.

TL’nin direnmesi için emtia fiyatlarında gerileme ve turizm sezonunun tahminlerden çok daha yüksek bir gelir sağlaması ön şartlar.

Mohamed El-Arian: Fed artık piyasanın en iyi dostu değil

Politik gerginlik piyasaları sert sarsıyor

Gelişen piyasalar ekonomik toparlanmada geri kalabilir

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz