Hafta sonunda ABD Başkanı Biden’ın “soykırım” açıklaması, Cuma gecesi merkez bankası başkanı Kavcıoğlu’nun televizyonda yaptığı para politikasına yönelik açıklamalar ve epideminin rakamsal verilerinin yeniden mantık sınırlarını zorlayan düşüşü Türk Lirası’nın değeri üzerinde etkili oluyor.

Türkiye henüz karşı bir açıklama yapmış olmasa da, ABD-Türkiye ilişkilerinde gidişatın yönü; Başkan Biden’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişki seviyesine koyduğu mesafe artık oldukça net.  Üzerine eklenecek S-400 ve Halkbank gerginlikleri de önümüzdeki dönemin kolay geçmeyeceğin anlatıyor.

Diğer yandan Kavcıoğlu’nun açıklamaları 128 milyar dolarlık rezerv satışı problemini gündemden düşürmeye yetmeyeceği gibi, para politikası yönetimi ile ilgili endişeleri desteklemiş durumda.  Artan politik gerginlikleri son derece kırılgan bir ekonomik durumla karşılamak zorunda kalan Türkiye ekonomisi ile ilgili endişeler özelikle dış borç ödemeleri ve TL’nin değeri üzerinden devam ediyor. Dolar endeksi baskı altında kalırken, Türk lirası benzer para birimlerine göre olumsuz ayrışmakta.

Bu da dolar/TL’yi 8,50 ve üzerine doğru baskı altında tutuyor.  Hatırlanacağı üzere dolar/TL’de zirve 8,58 seviyesindeydi.

Önümüzdeki haftalarda ABD ile ilişkilerin soykırım açıklaması sonrası S-400 ve Halkbank ile insan hakları ihlalleri üzerinden daha kötüleşmesi yüksek bir olasılık. Merkez Bankası ise etkin bir para politikası yönetimi yapmak yerine politize olmuş görüntüsü ile enflasyon ve TL tarafında bekleneni vermekten uzak.  Beklenmemekle birlikte bir faiz artışı yapması halinin, ekonominin ve politikanın genel yönetim sorunları nedeniyle istenen etkiyi yaratmaması da giderek yükselen bir olasılık.  Ağbal’ın para politikasını yönettiği Kasım-Mart döneminde gerçekleşen faiz artışı ve sorumlu para politikası yönetimi, hükümete hukuk ve ekonomi tarafında reform açıklamak için zaman kazandırmış ancak bu fırsat da tatmin edici olmayan reform açıklamaları ile harcanmıştı.

Ağbal görevde kalsaydı nispeten daha uzun soluklu olacak sakinlik dönemi de Kavcıoğlu’nun merkez bankasının başına getirilmesiyle son buldu. Şimdi dolayısıyla önümüzde ekonomide artık hiçbir çıpanın kalmadığı  son derece çalkantılı bir döneme girmiş bulunuyoruz.  TL’nin değer kaybının hızlandığı ve daha da hızlanacağı, enflasyonun yükselmeye devam ettiği ve turizm gelirlerinden beklenenin alınamayacağının netleştiği önümüzdeki aylarda son PPK metninden anlaşılan Kavcıoğlu ve ekibinin faiz indirmek konusunda fırsat kolladıkları.

Dış dünyada Biden’ın ilk adımlarını açık ettiği ve derinleşecek vergi artışları varlık fiyatları üzerinde baskısını giderek artıracak.  Aynı dönemde Mayıs-Eylül döneminde ABD TÜFE enflasyonu %4 ve belki üzerine yönelecek; 10-yıllık tahvil faizlerinin yeniden tırmandığını ve %2’yi geçtiğini izleyeceğiz.

TÜFE enflasyonunda sene sonu seviyesinin %18-20 aralığının altında olması mümkün görünmüyor. 2018 yılından bu yana devam eden TL devalüasyonu ve Mart ayında para politikasında yaşanan yeni şok dolar/TL’nin sene sonunda 9,00-9,30 seviyesinin altında olamayacağına işaret diyor.

Özellikle ufukta beliren dış politika şoklarının TL üzerinde yaratabileceği olumsuzluklar TL’nin daha fazla değer kaybı yaşayabileceğini düşündürüyor.  Bu durum ise iç politikada 2023 seçimleri öncesi sürpriz gelişmelere neden olabilecek potansiyele sahip görünüyor.

GA.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz