Yatırım şirketi Tanto Capital Partners’ın yönetici ortağı Ozan Özkural’a göre, Türkiye’de maliye ve para politikasındaki belirsizlik nedeniyle, yatırımcıların piyasa normale dönene kadar uzak durması gerekli.

Çarşamba günü CNBC’nin “Squawk Box Europe” programına konuşan Özkural, sorunun sadece diğer ülkelerin merkez bankaları sıkılaşmaya giderken Türkiye’deki para politikasının gevşetilmesinin değil, aynı zamanda yönetimle de ilgili olduğunu belirtti. Özkural, “Yatırımcıların en sevmediği şeylerden biri, öngörülemeyen para politikasıdır, bu nedenle Türk varlıklarında riskin fiyatlandırılması çok zorlaşıyor. Bu durum değişene kadar kısa vadede ülkeye herhangi bir yatırımcının geleceğini hayal edemiyorum ” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “insanların sırtından faiz belasını kaldırma” adi altında merkez bankasının para politikasını gevşetmeye devam etmesini savunuyor. Merkez bankası, Eylül ayından bu yana ana politika faizini 300 baz puan indirerek, yatırımcılar Türk varlıklarından kaçarken zaten değer kaybeden Türk Lirasını serbest düşüşe mahkûm etti.

TCMB’nin artan çift haneli enflasyona rağmen faiz oranlarını düşürmeye devam etmesiyle Türk lirası bu hafta daha önce görülmemiş rekor seviyelere geriledi. Ülkede enflasyon %20’ye yaklaşıyor, bu da temel malların fiyatlarının yükseldiği ve yerel para birimindeki maaşların önemli ölçüde değer kaybettiği anlamına geliyor.

“Türkiye büyük bir ülke, jeopolitik açıdan çok önemli bir konumda. Pazar dinamikleri, demografisi lehinde çalışıyor ve şoklara karşı son derece dayanıklı” diyen Özkural, Türk ekonomisinin geçmişte krizlerle baş etmede usta olduğunu kanıtladığını sözlerine ekledi. Ancak şu anda Türk varlıklarına uzun vadeli yatırım konusunda çok fazla bilinmeyen olduğunu öne sürdü. “Ülkemizde, AKP hükümeti ya da gelecek seçimlerde başka bir yönetim altında, güvenilir bir reformist duruşa geçilene kadar uzun vadeli yatırım çok zor. Ancak bu durum, Türkiye’nin orta ve uzun vadede yatırımcılar için ne kadar önemli olduğu ve olmaya devam edeceği gerçeğini değiştirmez ” dedi.

Dolar karşısında Lira, 2017 ortalarında 3,5 dolar civarındayken, geçtiğimiz salı günü daha önce düşünülemez olan 13.44 seviyesine kadar değer kaybetti. Bu değer kaybı büyük kısmı jeopolitik gerilimler, yüksek cari açık, borçlar ve azalan döviz rezervlerinin yani sıra, Erdoğan’ın faiz artırımlarına karşı kararlı muhalefeti tarafından kaynaklandı.

Goldman Sachs, Salı günü yayınlanan notunda, “piyasadaki satışların nedenlerinin geçmişten farklı olduğunu” vurguladı. “2020’de kilit zayıflık gösterilen cari açığın, geçen yıla göre yarıdan fazla azaldığının altını çizen Goldman Sachs ortağı Murat Unur ve ekonomist Clemens Grafe, kredi büyümesinde sınırlı bir hızlanma ve son zamanlarda dolarizasyonda küçük bir toparlanma gözlemlediklerini söyledi. Bununla birlikte portföy akışlarının, mevduat risklerinin ve borç çevirme oranlarının şu ana kadar önemli ölçüde değişmediğine dikkat çektiler. Son zamanlardaki satışların faiz indirimi beklentileri ve TL talebi üzerindeki etkisinden kaynaklandığını düşündüklerini belirttiler.

Unur ve Grafe, son faiz indirimlerinin TCMB’nin piyasalara tepkisinin değiştiği anlamına geldiğini öne sürdü. Konuyla ilgili, “TCMB’nin geçmişte aşırı güvercin davrandığı iddia edilebilir (örneğin, 2020’nin ilk yarısındaki yüksek faiz indirimleri, ikinci yarısında ise faiz artışlarının geciktirilmesi gibi).  Yine de Merkez Bankası’nın para politikası Lira yüksek baskı altındayken ve küresel para politikaları sıkılaşırken, yurtiçi üretim ve enflasyon koşullarının gerektirdiği şeylere tamamen ters düşmedi. Bu nedenle, TCMB’nin değişkenlik gösteren politikası ve varlık fiyatlarını yönlendirmede beklentiler, önümüzdeki birkaç ay için piyasa tahmini yapmayı daha da zorlaştırıyor” yorumunu yaptılar.

cnbc.com

Çeviri: Cem Cetinguc

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz