İyi yönetilen ekonomilerde devlet vatandaşlarına eğitim aldığı alanda iş sağlar.  İnsanlar bu işlere sıkı sıkı tutunur. Başka deyişle bu ülkeler iş-işçi eşleşmesinde verimi maksimuma çıkarmaya öncelik verir/özen gösterir. Ancak üniversite mezununun bile iş bulamadığı yapılarda üniversitelerin, ekonomik dinamiklerden ve planlamadan şuursuz bir şekilde açıldığı yapılarda bireyler farklı şekillerde para kazanmaya çalışır. Amaç az çalışıp çok para kazanmak değil, mümkünse hiç çaba göstermeyip çok para kazanmaktır.

Umutsuzluğun bir tezahürü olarak sayılabilecek bu davranış geçmişten beri var.  Eskiden define avı yaygındı örneğin. 80’li yıllarda faiz ve bankerlerin çoğalmasının sebebi de ekonominin kötü gittiği dönemlerde alternatif olarak ortaya çıkıp hızlı şekilde zenginlik vaat etmeleriydi. Bugünlerde ise daha teknolojik altyapısı olan yatırım araçları revaçta. Başta kripto dünyası olmak üzere çevrimiçi ortamdan döviz, hisse senedi bile alınabiliyor. Peki son 4 ayda 200 bin yatırımcı artışı ile rekor kıran ülkemizde bu süreç nasıl işliyor?   Mars’tan bile rahatlıkla görüleceği üzere ekonomimiz maalesef iyi yönetilmiyor.

Naci Ağbal’ın görevden alınması akabinde 1.9 Milyar dolar ile Mayıs 2006’dan bu yana en hızlı haftalık yabancı sermaye çıkışı gerçekleşti.  Kısa çalışma ödenekleriyle tıraş edilmesine rağmen genç işsizlikte ve genel işsizlikte çok kötü durumdayız. Örneğin hem G-20 hem de OECD ülkeleri içinde işsizlikte ilk 5’te.  Aynı zamanda her 4 gencimizden birisi de işsiz. İnsanların devlet mekanizmasından bu denli umutsuz olduğunda çareyi alternatiflerde aramaya başlıyor. Son dönemde kripto ve hisselere yatırım yaparak ek gelir elde etme çabası moda.

Borsa İstanbul’un veri platformuna göre 20-34 yaş arası yatırımcı sayısı bilgileri de bu savı doğrular nitelikte:

2020 Ocak 179 bin 624

2021: 639 bin

Yazımda, finans alanında sıkça karşımıza çıkan FOMO kavramını ve neden al-sat işlemi yapan herkesin yaşadığı bir korku olduğunu açıklayacağım. FOMO, piyasalardaki büyük fırsatı/vurgunu kaçırma endişesidir.  Esasında bu duygunun en büyük tetikçisi başkalarının daha başarılı olduğu hissiyatına dayanıyor. “Ya bizim Hamdi Abi 2 günde Coin’den 600 lira kar yapmış, biz de mi girsek” gibi bir cümleyi en az birkaç defa duymuşsunuzdur. Biraz daha açık anlatabilmem için aşağıdaki grafiği inceleyelim.

FOMO’nun özetlendiği bu grafikte üç tane önemli nokta var. Sol taraftaki pik noktası örneğin herhangi hissenin tavana vurmasını ifade ediyor. Kişi bu noktadayken ürünü almak için heyecana kapılıyor ve FOMO etkisinden dolayı alıyor. Fiyat düşünce satmaya karar veriyor. Ancak bu örnekte biraz daha sabırlı olsaydı üçüncü önemli nokta olan yeniden artışla birlikte aldığı fiyata gelecekti. Short-sighted trading kavramı aslında bu durum için ifade edebilecek bir kavram. Kısa vadeci doğarız, eğer istersek uzun vadeci oluruz. FOMO’ya kapılmayan metanetini koruyabilen yatırımcılar uzun vadeci olabilmeyi başaranlar olarak nitelendirilebilir.    FOMO piyasaya yeni giren insanlar için katlanarak artan ve sonunda da alışkanlığa dönen bir sendrom. Girdiği günden itibaren bakalım hangi kâğıt/coin pik yapacak diye eşe dosta danışıp, o kâğıt tavan yaptığında bu sefer daha büyük vurgunu yapamama korkusu ile arayışa giriyor vatandaş! Zaten herhangi bir mantığa dayanmadan “define avına” çıkanlar sadece duyum ile para kazanmaya çalışıyor.

FOMO NASIL HESAPLANIR?

FOMO aslında elle tutulur, hesaplanabilir bir şey değil. Ancak “Korku ve Açgözlülük Endeksi” ile insanların risk iştahı belirtilir. 0 seviyesi piyasanın en korku dolu olduğu seviyeyi gösterirken, 100’de açgözlülük tavan yapar. FOMO açısından değerlendirecek olursak 100’e yaklaştıkça insanlar FOMO’ya düşme eğilimine gelmiş olur.   FOMO sadece vurgun kaçırma korkusu değildir. Özellikle 2008 sonrası balon kavramı hayatımıza girdi. Son yıllarda ekonomistler çoğu kripto paranın balon olduğunun uyarısını verdi. Bu grafik (yukarda) 2016-günümüz arası Stock Market bubble (borsa balonu) kavramının Google’da aranma sayısını gösteriyor. Bu yıl arama sayıları inanılmaz bir artış gösterdi. Son küresel krizin getirdiği bu çekince de aslında başka bir FOMO göstergesi. Yatırım yapanlar her an bir balon oluşabileceği gibi “bir balon oluşur da benim hissem burada kalır” endişesini yaşıyor. Kısaca, finans alanında FOMO’nun en büyük tezahürü sabırsızlıktır. Özellikle parasal olarak çaresiz olduğumuz bu dönemde maddi darboğaz sabırsızlık hissiyatını arttırarak devam etmektedir. İnsanlar yatırım yapmak yerine, “ben de coin/hisse oynamak istiyorum”, diyorlar. (Oynamak lafını hala anlayabilmiş değilim. Ne diyelim şeytanınız bol olsun)

Bunun bir oyun olmadığını, sabır ve metanetle akılcı şekilde davranılması gerektiğini öğrenmeliyiz. Bu kadar kolay gelir elde edilebilecek bir dünyada yaşamıyoruz. Aslında 2000’lerin başında gerçekleşen İmar Bankası’nın portföyünde olmayan Hazine bonosu, devlet tahvili dolandırıcılığı ve günümüzde yaşanan Thodex/Çiftlik Bank mağdurları da bu sabırsızlığa örnek.  İnsanlar gayret etmeden zengin olma fikrinin cazibesine kapılıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Habertürk’te bir ekonomi profesörü dolandırıcılığın haydutluktan farkının dolandırılanın da işin içinde olduğunu dile getirmişti. Göz ardı edilmemesi gereken bir tespit. Sonuçta dolandırılanın kendi rızası ile alışveriş yapıldı.  Yazının başında değindiğim üzere yatırım yapan insanların büyük kısmı kendine iş bulamadıkları için bu tuzaklara düşüyorlar.

Thodex’e para veren insanların yüzde 77’si 34 yaş altı. Normalde teknolojiye son derece hakim olan bu kitlenin “daha aklı başında“ olması beklenir değil mi? Maalesef gerçek bu şekilde değil. Kendi mesleklerinde iş bulamayan gençlerin yaşadığı umutsuzluk bu şekilde rasyonel olmayan sonuçlar doğurabiliyor. Nobel ödüllü ekonomist Robert Shiller’a göre, “Kandıran insanlar diğerlerinin zayıflığı olduğunun farkındadır ve bunları sömürme eğilimlerinin bir sonucu niteliğindedir.” Kandırılan insanların çaresizliği de bu zafiyeti derinleştirir.

Toparlamak gerekirse; insan yapısı itibarıyla rasyonel karar vermekte sıkıntı yaşar. FOMO etkisi ve beraberinde ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve sosyal yapı, bireyi kolay para kazanma eğilimine sevk ediyor. Umuyorum ki yakın zamanda doğru planlamalar ile insan odaklı bir yapıya geçiş yapılır. Aksi halde borsaya girmek için kredi çekip arabasına haciz gelen vatandaş haberlerini sıkça duymaya başlarız. Gerçi bu halde araba alamayacakları için öyle bir problem de olmaz!..

Kaynak Linki = https://www.muhalif.com.tr/makale/coinde-cok-para-var-abi-306

Yazarın izniyle araklanmıştır

 ANALİZ: 2021 Halka Arzların Yılı Olacak. Peki Tarih Tekerrür Edecek Mi?

Atilla Yeşilada: (Piyasalar için) Hazirana kadar olumsuzum

FÖŞ yazdı: Türkiye’de mali krizler ve silkelenen kerizler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz