Genel olarak, daha önceki görüşlerimizde büyük bir değişiklik yok. Döviz, bono ve hisse senedi oynaklıkları, band hareketinin etkili olduğu piyasa ortamında geriledi. Endeks bazlı fiyatlamaların ötesinde, sektör rotasyonu ve beta yerine alfa, fiyatlamalarda öne çıkan temalar olmaya devam ediyor gibi görünüyor.

  • Bazı öncü göstergeler, yıllık enflasyonda bizi dezenflasyonist büyümeye götürebilecek bir yavaşlamaya işaret ederken, reflasyon hala ana makro temamız olmaya devam ediyor. Ancak, sinyaller güçlenmedikçe, çok proaktif olmanın ve böyle bir olasılık için konumlanmanın çok da doğru olmayacağını düşünüyoruz. Yüksek enflasyon baskısına rağmen, istihdamdaki görünüm istihdam hedeflerine yakın değil. Bu nedenle, varlık alımlarını azaltma konusu gündemde kalmaya devam edecek olsa da, görüşümüze göre en erken Temmuz ayı sonuna kadar Fed’den varlık azaltımını destekleyici bir tetikleyici gündeme gelmeyebilir.

Reflasyon konjonktürünün devam ettiğine ve bundan faydalanan varlık sınıflarına yönelik olumlu görüşümüzü koruyoruz. Geçen ay, “değerli metaller ve ilişkili hisse senetlerine ilginin artacağını” belirtmiştik, bu görüşümüzü de koruyoruz.

Enflasyona yönelik aykırı gibi duran görüşümüz daha yaygın hale gelirken, çoğu büyük varlık yatırımcısı hala uzun vadeli ve emtialar ve özellikle altında ağırlıkları düşük görünüyor.

Önümüzdeki dönemde kaçınılmaz olarak düzeltmeler olacak, bunları favori olarak gördüğümüz varlıklarımıza ve temalarımıza eklemek için fırsatlar olarak görmeye devam ediyoruz.

  • Olumlu bir sürpriz için en olası aday, bize göre, özellikle ABD ve AB ile ilişkiler olmaya devam ediyor. 14 Haziran’daki Erdoğan-Biden görüşmesi ve Haziran sonundaki AB toplantıları, Haziran’daki NATO toplantısı, bu toplantılara kadar beklentiler daha olumluya evrilip artabileceğinden, izlenmesi gereken en önemli gündem maddeleri.
  • Makro olmayan ana temamız ise ‘Sürdürülebilir Yatırım (ESG)’ ile ilişkili fikirler olmaya devam ediyor.

Yılbaşından bu yana küresel risk barometresi olarak da izlenebilen S&P 500 endeksi %+12, MSCI Dünya endeksi %+11 değişim gösterdi. Aynı dönemde MSCI EM %+7, MSCI Türkiye endeksi ise dolar bazında %-21 değişim gösterdi.

  • 2020 yılında MSCI Türkiye endeksi dolar bazında %10 gerilerken, MSCI EM %+15.8 , MSCI Dünya %+14 ve S&P 500 %+16 değişim göstermişti

Enflasyonist baskıların artması görünümü olumsuz etkilerken, önümüzdeki dönemde parasal genişlemeden daha erken çıkılabileceğine dair riskler gelişmekte olan ülke piyasaları açısından belirleyici olmaya devam edecek.

IIF verilerine göre Mayıs ayında gelişmekte olan ülkelere 13.8 milyar $ portföy girişi gerçekleşti.

  • Hisse senetlerinde 4.0 milyar $, bono piyasalarında ise 9.8 milyar $ giriş yaşandı. Çin hisse senetlerinde 11.3 milyar $ giriş yaşandı.

Baş Stratejist Murat Berk ve Yeşim Sarışen tarafından hazırlanan  “Makro Düşünceler  Haziran 2021” raporundan alıntıdır

TL neden güçlendi ve kalıcı olabilir mi?

Recep Erçin: Piyasadaki sahte bahar TL’deki zafiyeti gizliyor

QNB Finansbank’tan Piyasalarda Bugün; ‘Yabancı çıkışı devam, yurtiçi DTH yatay’

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz