Aralıkta, dolar kuru ve altın fiyatlarının rekordan rekora koştuğu, emekçi ve emeklinin tencerede bir şeyler kaynatmak için her markete gittiğinde fiyatları bir öncekinden pahalı bulduğu bir ortamda asgari ücret belirlenecek. Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanmadan önce hükümet kanadından ‘enflasyonun üzerinde’, ‘insani seviyede’, Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Başkanı Ergün Atalay’dan ‘insanların yüzünü güldürecek’ bir maaş belirleneceği ya da belirlenmesi gerektiği yönünde açıklamalar geldi.

Onların ‘yüz güldüreceğini düşündüğü’ rakam ekonomik darboğazdaki hanelerin yüzünü güldürür mü bilinmez. Ama milyonların gözünün kulağının bu yıl net 2 bin 825 lira olan asgari ücretin 2022’de ne kadar olacağının belirleneceği görüşmelerde olacağı kesin. Sadece asgari ücretlinin değil, artış, işsizlik ödeneğine etki ettiği için işsizlerin, ‘maaşlarının asgari ücret baz alınarak artmasını bekleyen’ diğer çalışanlar ve emeklilerin de gözü kulağı orada olacak.

Komisyon, beşer işçi, işveren ve devlet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşuyor. İşçi kesimini Türk-İş temsil ediyor. Masada olmasa da ‘işçinin geçinebileceği bir ücret belirlenmesi’ amacıyla mücadele eden ve 2022 için 5 bin 200 lira talep eden Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) başkanı Arzu Çerkezoğlu’yla konuştuk…

Asgari ücretle ve ‘asgari ücret komşuluğu’ diye tanımlanan maaşlarla çalışanların sayısını ve istihdam gücündeki oranını palaşır mısınız?

Kasım ayı verileri üzerinden söyleyeceğim. Asgari ücretle ve yüzde 20 üstü ve altı olarak tanımladığımız asgari ücret komşuluğu koşullarında çalışanların oranı yüzde 57. Toplam sigortalı çalışan sayısı 19 milyon. Yani 10 milyonun üzerinde kişi bu ücretlerle çalışıyor. Aslında biz ortalama bir ücretten bahsediyoruz asgari ücreti konuşurken.

‘Asgari ücretin altında’ ifadesinden daha önce konuştuğumuzda bahsettiğiniz gibi, resmen asgari ücret gösterilip düşük ödenenlerin ya da para tam ödenip bir kısmını elden iade edenlerin hala olduğunu anlıyorum…

Var tabii maalesef.. onlar da kayıt dışı çalışanlar da.

‘İşsizlik artıyor, istihdam daralıyor’

Pandemide ve temmuzda işten çıkarma yasağının kaldırılmasından sonra emekçinin durumunu değerlendirebilir misiniz?

Türkiye’nin en önemli sorunu işsizlik. Sadece işsizlik artmıyor istihdam da daralıyor. Özellikle 2017’den bu yana Türkiye ekonomisi istihdam yaratma kapasitesini kaybetmeye başladı. Çünkü üretime dayanan, kalıcı, güvenceli istihdam yaratacak bir ekonomik politika, ekonomik büyüme modeli uygulanmıyor. Tam tersine istihdamın giderek azaldığı, ücretlerin baskılandığı bir süreç yaşanıyor. İşsizlik, özellikle de kadın ve genç işsizliği ürkütücü boyutlara ulaştı.

Pandemide biz ilk günden bunun uyarısını yaptık. Zaten çok yüksek olan işsizlik oranının daha da artacağını, işten çıkarmaların kayıtsız koşulsuz yasaklanması gerektiğini söyledik. Bir süre sonra iktidar bunu anladı, bir adım attı. Ama bu adımı geç ve eksik attılar. Bir dizi istisna getirildiği için kod 29’la çok sayıda işçi işten çıkarıldı. Yasağın sona erdiği 1 Temmuz sonrasında ise işten çıkarılanların sayısı arttı. İşsizilik maaşı başvurularında patlama yaşandı. Yasağın kalkması işsizlikteki tablonun daha da ağırlaşmasına neden oldu.

Kaç kişiden bahsediyoruz?

Temmuz ağustos eylül verileri var elimizde. Bu süreçte 518 bin kişi işten çıkarıldı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), verilerine göre bahsettiğimiz temmuz-eylül döneminde, yani yılın üçüncü çeyreğindeki işsizlik oranı yüzde 11,7. Ve, ikinci çeyreğe kıyasla işsiz sayısı 57 bin azalmış görünüyor. Hem genel olarak işsizlik verisini hem de bu azalmayı gerçekçi buluyor musunuz?

Hayatın olağan akışına aykırı. TÜİK ‘dar tanımlı’ işsizliği açıklıyor. Onların verileri son dört hafta içinde iş arama kanallarından birini kullananları kapsıyor. Bu kişileri ‘işsiz‘ olarak tanımlıyor. Umudunu kaybeden, o süreçte bir girişimde bulunmamış ama işe ihtiyacı olan, çalışmak isteyenler dahil edilmiyor.

‘TÜİK’in işsizlik verileri gerçek tablodan çok uzak’

Özellikle de pandemide, insanların iş bulma ümidini kaybettiği bu süreçte dar tanımlı işsizlik, işsizlikteki gerçek tabloyu yansıtmaktan çok uzak. O nedenle DİSK-AR (DİSK Araştırma Merkezi) 10 yıldır ‘geniş tanımlı’ işsizliği hesaplıyor. Bunu TÜİK ve İŞKUR’un rakamları üzerinden hesaplıyor. Ümidini kaybetmiş olanlar, iş aramayanlar ama çalışmaya hazır olanlar, zamana bağlı eksik çalışanlar bütün bunları kapsayan bir geniş tanımlı işsizlik rakamı çıkıyor ortaya.

O tanıma göre kaç kişi işsiz Türkiye’de?

8 milyon kişiden bahsediyoruz. Yüzdeye vurulduğunda yüzde 30’a yakın.

Pandemide kısa ödenek alanların o süreçte prim ödenmemesi nedeniyle işten çıkarıldıklarında işsizlik maaşı alma koşullarını sağlamaları mümkün mü?

Türkiye’de işszilik maaşı almak pandemiden bağımsız konuşmak gerekirse de çok zor. Son üç yılda 600 gün, işten ayrılmadan önceki son 120 gün kesintisiz kadrolu olma şartı var. Bu kadar güvencesiz istihdamın, girdi-çıktının, kayıtdışının, kısmi çalışmanın olduğu bir ortamda bu koşulları sağlamak zor. Koşullar çok ağır.

Özellikle pandemi sürecinde hem işsizlik maaşı hem de kısa çalışma ödeneğinden yararlanma koşullarının kolaylaştırılmasını talep ettik. Kısa çalışma için de işsizlik maaşı gibi ön koşullar vardı. Kısmi bir iyileştirme yapıldı. O da çok ciddi bir genişleme yaratmadı. Birçok işçi kısa çalışma ödeneğinden yararlanamadı. Ücretsiz izin dayatmasıyla karşı karşıya kaldı. İşsizlik maaşı alma konusunda mağduriyetler de yaşanıyor maalesef.

İşçinin kısa çalışma ödeneğinde geçirdiği sürenin, emeklilik ve kıdem tazminatı düşünüldüğünde getirdiği mağduriyetler… Onlar ne olacak?

Kısa çalışma ve ücretsiz izne gönderilen işçilerin sigorta primleri, kıdem tazminatı, emeklilik açısından oluşan mağduriyetler nasıl giderilecek net değil. Bakanlık bu konuda açıklama yapmadı. Biz hem açıklamamızı yaptık hem de bakanlığa yazı yolladık. Bu arkadaşlar emekli olurken çok ciddi mağduriyetler yaşayabilirler.

Yazının devamı için: https://www.diken.com.tr/disk-baskani-5-bin-200-lira-asgari-ucret-makul/

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz