Beynelminel deha ve metafizik evreninin gerçek hakimi FÖŞ, 2022’ye damga vuracak öngörüleri ile gündem yaratmaya devam ediyor. Ünü sınırlarımızı aşan, Güneş Sisteminden dışarı taşan yazar bu kez de şöyle kükredi:

  • 2022 seçim yılı
  • Erdoğan ve AKP-MHP ittifakı artık seçim kazanamaz
  • Millet İttifakı adayı (Kemal Kılıçdaroğlu) başkan, Meral Akşener başkan yardımcısı veya Kabine’de en kıdemli bakan olarak icranın başında.
  • 2022 sonlarına doğru ekonomide herkesin cebine yansıyacak bir düzelme hissedilecek.

Son çıkarımımı ayrı bir makaleye sakladım. Bugün size NİYE Erdoğan ve AKP-MHP ittifakının asla seçim kazanamayacağını izah edeceğim. Bu makalenin bir amacı da akademik branşlar arasında iletişimin önemini vurgulamak. Benim Erdoğan ve AKP-MHP ittifakı asla seçim kazanamaz tezime duayen anketörler, sosyal bilimciler ve siyasi analiz uzmanları burun kıvıracaktır, biliyorum. Çünkü ben 7/24 onların analizlerini takip edip, bilgi dağarcığımı genişletiyorum. Ekonomist olmayan siyaset bilimcilerin göremediği gerçek şu:

Türkiye’de yeni bir siyasi paradigmaya geçtik. Ekonomik kalkınma az çok nüfusun %50’nden fazlasına refah dağıtırken, seçmen sandık başına çok değişik önceliklerle gidiyordu. Bu dönemde Erdoğan’ın kutuplaştırma,  ülkemize gurur verecek mega-projeleri pazarlama, sınırötesi bir takım maceralarda zafer kazanma çabaları çok iyi randıman verdi. Ama, seçmenin karnı açsa, bu seçim kazanma taktiklerinin hiçbiri işe yaramaz. Seçmen için tek gerçek karındır. Hükümet karın doyuramıyorsa, ilerde bir gün karınların yine doyacağı konusunda umut bitmişse, o hükümet seçim kazanamaz.

Siyaset uzmanlarının bir diğer hatası da “Erdoğan seçim kazanamayacağını anlarsa, öteler.  Asker-polis çağırır, OHAL ilan eder, serbest seçimleri iptal eder ve diktatörlüğünü ilan eder” gibi hiçbir sosyal veya ekonomik karşılığı olmayan safsatalarla kendilerini kandırmak. Ve de..muhalefet seçmenine Stockholm Sendromu en-jek-te etmek.

Niye bu martavala inanmıyorum? Basitçe izah edeyim.

Geçmişte seçimde hile yaptılar, hemen afişe oldu. Bakınız cumhurbaşkanlığı referandumu, bir daha yapamadılar.

Seçim çaldılar, tutmadı, bakınız İstanbul belediye başkanlığı seçimleri.

TSK, yargı, polis MİT gibi kuruluşlar köklü kurumlar. Bunların uzak geçmişe giden toplu hafızaları var. Hepsi de gücünü milletten alıyor. NİYE artık yaşlanmış, toplumsal desteğini kaybetmiş, icraatları ile göya ona arka çıkacakların ailelerini de açlığa mahkum eden bir liderin demokrasiyi sonlandırma çabasına destek versinler?

Erdoğan bu gerçeği anlamayabilir, siyaset gözlemcileri de. Ama yukarda andığım kurumların kollektif zekası demokrasiden tamamen kopan Türkiye’nin Batı İttifakı tarafından sürekli hırpalanacağını ve zaten batık olan ekonomisinin popişine de fitili ateşlenmiş dinamit lokumu sokulacağını bilmeyecek kadar cahil olamazlar.

Kazançları çok az, kayıpları is nihai olur. Nesiller boyu aç ve işsiz kalanlar ki bunlara kendi çocukları da dahil, onlara lanet eder.

İşte, ekonomiyi hesaba katmadan siyasi analiz yaparsanız, böyle yanlış sonuçlara ulaşırsınız.

Erdoğan ve AK-MHP ittifakı neden ASLA seçim kazanamaz? Çünkü bu güzel vatanda yakın tarihte hiç şahit olmadığımız bir yoksulluk hüküm sürüyor. Hemen Yöneylem Ekim anketinden örmek vereyim:

Şu tabloya dikkatli bakın!  Ekonominin %10 büyüdüğü bir yılın son 2 ayına geldik, ankete katılanların nerdeyse %90’u hala geçim sıkıntısı ve işsizlikten şikayet ediyor. Peki kimdir bu felaketin sorumlusu? Buyrun, cevap burada:

Siyaset gözlemcilerinin sık yaptığı bir hata da “Anketler güvenilmez” kolaycılığına düşmek. Doğrudur, BİR anketin hata payı yüksek olabilir. Denek seçiminde hatalar yüzünden gerçek seçmen hissiyatını yansıtmayabilir. Fakat, zaman içinde yayınlanan tüm anketlerin ortalamasını aldığımızda, hata payı sıfıra yaklaşır. Bendeniz ve ekip arkadaşlarım DK ve Sİ da tam bunu yaptık.

Yukarda görüldüğü gibi, eğer Millet İttifakı sadece CHP-IYIP olarak hesaplanırsa, Cumhur İttifakı ile at başı.  Ama, ittifaka SP, DP, DEVA ve Gelecek Partisini katarsak, muhalefet önde. Ek olarak HDP TBMM’ne rahat giriyor ve MV’nin nerdeyse tamamı da AKP bilançosundan çıkıyor. Özetle, sandalye dağılımı çerçevesinden bakarsak, %60 muhalefete gidecek.

Anketlere bir başka itiraz da kararsızların ham oy oranlarına göre dağıtılmasının oyunu gizleyen seçmenler yüzünden geçersiz olduğu. Doğrudur, ama bu nedenle anketleri bir kenara atanlar “ufak yazıyı” okumuyorlar.

Yukarda gördüğünüz tabloda %17 civarında kararsız var. Ama usta bir anket şirketi seçmeni biraz deşerek, kısmen de olsa tercihlerini söküyor. Yine Yöneylem’in bu konudaki bulgusuna göz atalım:

Görüldüğü gibi Millet İttifakı karasızlardan potansiyel olarak 4 puan fazla pay alıyor. HDP, SP, vs gibi diğer AKP-MHP karşıtı partilerin potansiyel oyunu da katarsak, kararsızların güçlü bir çoğunluğunun EĞER EKONOMİK KOŞULLAR iyileşmezse, muhalefete kayacağını söyleyebilirim.

Bu arada ufak bir ayrıntı daha vereyim. Görsel açıdan hafızaya yerleşsin diye yoksulluk, kararsızların 2ci tercihi gibi başlıklarda, detayı ve titizliğini beğendiğim  Yöneylem anketini kullandım. Fakat, bu anketin sonuçları Metropoll, Avrasya ve MAK gibi benzer çalışmalar yapan kuruluşlar tarafından  büyük ölçüde teyit ediliyor. Maalesef, grafik kapasitem çok zayıf olduğu için her konuda tüm anket sonuçlarını tabloya yansıtamıyorum. Helalleşelim.

Ben Erdoğan ve AKP-MHP’ye muhalifim, hem de 20 yıldır. İsteyen açar, makale ve YouTube arşivime bakar. Ama siyasi-ekonomik analiz yaparken, muhalif görüşümü tarafsız araştırma diye pazarlayamam. Veri ne söylerse, o. Yoksa bilim insanı kimliğimi yitiririm, cazgır sınıfına düşerim. Bu yüzden de çok açık yazayım:

Erdoğan bir şekilde 2016 öncesi alıştığımız refah duygusunu geri getirirse, ömrü boyunca seçim kaybetmez. Ama, edemez. 3 sebebi var:

Birincisi ekonomik yoksunluğun boyutlarını kabul etmiyor.

İkincisi, yoksulluğun en önemli sebeplerinden biri bizzat Erdoğan’ın gururla inşa ettiği çökme ekonomisi, narko ekonomisi ve Mafya ekonomisi. Yukardan ne kadar akıtırsan akıt, ihtiyacı olanların cebine gitmeden aradaki asalaklar tarafından bir güzel sifonlanıyor.

Üçüncüsü Soluk Paketi yoksulluğa kısmen ve en fazla 3 ay çare olur. Sonra, enflasyonu patlatır ve Sevgili Başkanım bakar ki, Hazine’de ve TCMB’de ikinci paketi saracak kağıt  kalmamış.

Seçim 2022 Mayısı’nda olur, ya da Ekim’de ama sonuç değişmez. Şimdiden Gitmiştir Bitmekte Olan.

FÖŞ

İngilizce YouTube kanalımızı bir ziyaret etseniz, başınıza taş mı düşer?

FÖŞ websitesinde her konuda işinize yarayacak bilgi içerikleri var

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz