Dünyanın en kalabalık ülkesi ve Asya’nın 2 numaralı ekonomik devi  Hindistan Covid-19 salgını yüzünden çökme noktasında.  Ülkede sağlık krizi öylesine vahim ki, tüm dünya yardım için kolları sıvadı. Günde ortalama 350 bin kişiye Covid-19 teşhisi konulurken, vefat sayısı 3 binin altında. Fakat, bunun nedeni ölenlerin çoğunun sağlık tesislerine erişimin olmaması. Hindistan dünyada bu sene pandeminin bitmeyeceğine dair en somut örnek. Fakat, Hindistan aynı zamanda Türkiye için de bir vaka analizi imkanı sağlıyor. Eğer kapanma kararı alınmasaydı, biz ve Brezilya Hindistan yoluna sapacaktık. Kapanmaya rağmen bu tehlike hala var.

İlkin, Hindistan’da salgını azdıran virüs türü bir dizi mütasyonu içeriyor ki hala ne denli bulaşıcı ve öldürücü olduğu kestirilemiyor. Ya da, piyasadaki aşılara dayanıklı mı? Bilmiyoruz, çünkü Hindistan dışında bu varyanta yakalananları bulup testten geçirmek kolay değil. Eğer Hint varyantı akrabalarından daha vahşiyse, tüm dünya için durum vahim. Dün Ankara’da hem İngiliz, hem de Brezilya varyantı taşıyan bir hasta teşhis edildi. Hint türünün bu yörelere varması da gün meselesi.

Hindistan birinci dalgayı oldukça kolay atlatmıştı. Niye bu hale geldi?  İşte bu noktada Türkiye ile benzerlikler dikkat çekiyor. İlkin, Başkan Modi, salgın bitti diyerek, düğünlerden milyonlarca kişinin katıldığı Hindu festivallerine kadar herşeye onay verdi. Kendisi de lebaleb dolu parti mitinglerinde eyalet seçimlerinde partisi için oy istedi.

Bence yaz boyunca Türkiye’de yapıldığı gibi, vaka sayısı gizlendi, ya da yeterince test yapılmadı.  Ama, suçu sadece siyasetçiye atmak doğru değil. Tıp literatüründe “Hindu farklılığı (exceptionalism)” diye bir kavram bile çıktı. Hintliler kendilerini Covid-19’a karşı doğuştan bağışık olarak algılamaya başladılar. Büyk kısmı da kocakarı reçetelerinin sosyal mesafe ve maske gibi korunma önlemlerine nazaran onları daha iyi koruyacağına inandı.

İkinci dalga başladığında, tüm  habis varyantlar Hindistan’a erişmiş ve bulaşma hızı misliyle yükselmişti. Modi çok uzun süre ekonomiye zarar gelmesin diye kapanmaya direndi.  Hala da salgınla mücadele yerine, salgına destek veren davranışlarını sürdürüyor. Örneğin, tam epideminin zirvesinde, milyonlarca kişi bir Hindu festivalinde kirli bir nehirde birlikte yıkandı. Örneğin, yabancı aşıların ithali serbest bırakıldı, ama federal hükümet bunları ödemiyor, bütçe açığı artmasın diye. Yük zaten salgından geberen eyaletlerin üstüne atıldı.

Hindistan’nın bize nazaran bir avantajı var. Kendi aşısını üretebiliyor. Fakat, kapasite ayda 2  milyon dozla filan sınırlı. Aşılama da günde 1-1.5 milyon doz, aslında harkulade bir hız, ama nüfus 2 milyara yakın.  Burada bizim açımızdan bir ders daha var. Kapanma yetmiyor. Ya kapanma esnasında, ya da normalleşirken çok süratli bir aşılama kampanyası şart.

Hindistan’ın bu sene epidemiyi kontrol altına alması bir mucize olur. Hint varyantının tehlikeli olduğunu varsayarsak, tüm dünya Hindistan’a çok katı bir karantina uygulamak zorunda. Yani, tüm giriş çıkışlar, nedeni ne olursa olsun, yasak. Bu senaryo Latin Amerika devi Brezilya için de geçerli.

Hindistan’ın bu sene %12.5 büyümesi bekleniyordu, yakında bu tahminin aşağı çekilmesiyle, küresel büyüme de aşağı gelecek. Gelişmekte Olan Ülkeler’e (GOÜ, Piyasalar = GOP) yatırım yapan fonlar hala Fed’in pompaladığı likiditenin efsununda. Hindistan, Brezilya, Türkiye, Endonezya, hatta Rusya bu sene büyüyemez. Hinidstan’da epideminin daha da şiddetlenmesi tüm GOP’a bulaşma yaratabilir. Yani, sıcak para hızla kaçabilir.

Dünyada hiç bir salgın aşıyla bitmedi. Devlet ve milletin tek vücut olup, kararlı bir şekilde mikrop veya virüsle mücadelesiyle bitti. Hindistan bu iradeyi gösteremedi. Sizce Türkiye gösterebilecek mi?

FÖŞ yazdı: Kırılgan Beşli gitti, Hasta Üçlü geldi

Japonya’da COVID-19 vaka sayısı artışı çift dipli resesyon riskini artırmakta

Ve sonunda tam kapanma!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz