Yeni haftayı, küresel mali piyasalar göreceli olarak sakin bir seyirle karşıladı. Çinli emlak devi Evergrande konusu halen daha gündemin ilk sıralarında yer alsa da, Çin devletinin, şirketin borcunu devir alıp, şirketin geriye kalan faaliyetlerini sürdürmesi için serbest bırakacağı beklentisi konuşuluyor. Elbette, devletin üstleneceği borca karşı ciddi oranda bir ‘haircut’ olacağı da yüksek sesle konuşulmaya başlandı!

Evergrande krizinde tansiyonun bir benze de olsun şimdilik oturması ile, küresel hisse senedi endeksleri adeta dün nefes alırken, petrolün dolu dizgin yükselmeye devam ettiği, emtia piyasalarında ise yükselen ABD tahvil getirileri nedeniyle baskı altında kalmaya devam ettiğini görüyoruz.

ABD dolarının piyasa faizi olan 10 yıllık tahviller bu sabah %1,50 seviyesine kadar yükseldi (son 2 ayda artış %34 artış). Sert yükseliş sonrası, tahvil faizlerinin bir müddet durulması, hatta az da olsa geri çekilmesi durumunda, altın ve gümüşte sırası ile 1,770 ve 23,50 dolar seviyelerine kadar bir yükseliş görebileceğimizi düşünüyoruz. Lakin devamını gelmesini şu aşamada beklemiyoruz. ABD tahvil faizlerinde, dinlenme sonrası hedef %1,85 seviyesinin olacağını düşünüyoruz (bakınız grafik).

Dün bültenimizde, İngiltere’de benzin istasyonlarında tedarik zincirinde yaşanan sorunlar nedeniyle yaşanan kuyrukların hayatı durma noktasına getirdiğini anlatırken, aslında, uzun bir süredir uzun pozisyonda olduğumuz enerji piyasası ile ilgili beklentilerimizin de altını çizmiş olduk. İngiltere başta olmak üzere Avrupa’da arz yönlü şoklar piyasaların bir numaralı gündem maddesini oluşturuyor.

Brent cinsi petrolün varil fiyatı son 5 haftada %25 yükseldi. Doğalgaz fiyatları ise tam gaz yukarıya gidiyor. Bu da beraberinde, küresel enflasyon riskinin arttığına işaret ediyor. Brent petrolün varil fiyatı bu sabah 80 dolar seviyesini aştı. Bir sonraki durağı Ekim 2018 zirvesi olan 86 dolarda görüyoruz (bakınız grafik).

Enerji krizinin İngiltere’de yol açtığı durum kadar, Çin’deki elektrik kesintilerinin de gündeme gelmeye başlaması, sanayinin çarklarının daha da ağır aksak çalışması anlamına geliyor. Bu bağlamda, Apple ve Tesla gibi şirketlerinin de üretim faaliyetlerinin aksadığını not edelim.

Artan enerji fiyatlarının, net enerji ithalatçısı konumunda olan Türkiye’nin de aleyhine bir gelişme olduğunu not düşelim. Doğal gaz fiyatlarının rekor kırdığı bir ortamda, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yarın başlayacak Rusya gezisi oldukça önem arz ediyor.

Yarın Putin ile Soçi’de yapılacak görüşme öncesinde, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD temasları sonrasında yaptığı açıklamalar bir tarafta, küresel enerji fiyatlarının şirazesinden çıkması diğer tarafta, Türkiye’nin masada elini biraz zora soktuğunu hissettiriyor.

Hatırlarsanız, Biden ile ABD ziyaretinde görüşme fırsatı bulamayan Erdoğan, “Biden ile iyi başlamadık” derken, yeni bir S-400 alımı noktasında hazır olduğu mesajını da zirve öncesi Rusya’ya göndermiş oldu. Takdir edersiniz ki, ABD’nin pek de hoşuna gitmeyecek bu açıklama, beraberinde yeni bir CAATSA yaptırımlarının da devreye girmesine neden olabilir (Reuters’a konuşan bir Amerikalı yetkili bu konuyu gündeme taşıdı).

Rusya ile İdlip konusunun masada olacağı, okuduğumuz raporlarda, Türkiye’nin BM Genel Kurulu’nda dile getirdiği Kırım konusunun ise Rusya’nın tepkisini çektiğini görüyoruz. Yukarıda da belirttiğim üzere, enerji fiyatlarının dolu dizgin yukarıya gittiği bir ortamda, Türkiye’nin Rusya arasında doğalgaz pazarlığının da zorlu geçeceğini düşünüyoruz. Neydi o meşhur metafor?: Winter is coming!

Almanya seçim sonuçlarına göre, Sosyal Demokratlar (SPD), Merkel’in partisini geçerek seçimden zaferle çıksa da, ortaya çıkan koalisyon sonucu, sürecin pek de kolay geçmeyeceğine işaret ediyor. Partiler arasında resmi olmayan görüşmeler sonrasında hükümet kurma görevinin verilmesine varan sürecin haftalar alabileceği ve bu zaman zarfında, Merkel’in göreve emanetçi Başbakan olarak devam etmesi bekleniyor. Sürecin uzaması, takdir edersiniz ki piyasalar ve başta EUR/USD paritesi için hoş bir durum olmayacaktır!

Geride bıraktığımız hafta, TCMB’nin beğenilmeyen faiz adımı ile 8,90 seviyesini test eden ve rekor kıran USDTRY kuru, dün haftanın daha bir ılımlı başlaması ile, yurtdışına ayak uydurarak, 8,82 seviyelerine varan bir geri çekilme kaydetti. Kur cephesine yönelik, faiz indiriminden sonra analist beklentileri, sene sonu için 9,15-10 bandında yer almaya devam ediyor. Ana yön yukarıya işaret ediyor.

Yeni günü başlangıcında, Asya piyasalarından karmaşık bir seyir hakim. Hong Kong ve Şangay borsaları yükselirken, diğer bölge borsalarında düşüş eğilimli bir seyir hakim. ABD borsalarının da vadeli işlemlerinde düşüş görüyoruz.

Veri akışı oldukça sakin görünüyor. Makro cephede ABD tüketici güven endeksi takip edilebilir. Günün ikinci yarısında, ECB Başkanı Lagarde ve FED Başkanı Powell’ın konuşması takip edilecek.

Kaynak: iktisatbank.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz