Orta vadede IMF öngörüleri

IMF, sadece Türkiye değil, tüm ülkeler için 2026’ya uzanan öngörüler yapıyor. Bunlar, Ekim 2021’de yenilenmiştir.

Türkiye için 2021-2026 öngörüleri, makro-ekonomik bir model çerçevesinde Türkiye uzmanlarınca yapılmış olmalıdır. Önemlilerini aktaralım.

Reel büyüme: IMF’ye göre Türkiye ekonomisi 2021’de yüzde 9 oranında büyüyecektir.  2022-2026 döneminde ise değişmeyen, yüzde 3,3’lük bir büyüme temposu öngörülüyor. Cumhuriyet döneminin ve son kırk yılın büyüme eğilimlerinin açık-ara altında…

Olgun bir ekonomiden söz etmiyoruz. Çok büyük emek rezervleri barındıran; toplumsal bir bunalımdan da geçmekte olan Türkiye’deyiz. Böylesine durgunlaşan bir gelecek kabul edilebilir mi?

Dolarlı GSYH hesabı: 2022 sonrasında GSYH’nın dolarlı büyüme temposu, istisnasız her yıl yüzde 12 civarında seyredecek; reel (sabit TL’li) büyüme oranını aşacaktır. Farklılaşmanın kaynağında “ucuzlayan dolar varsayımı” var. IMF’nin GSYH hesaplarında öngörülen ortalama enflasyon (“deflatör”) bu dönemde yüzde 12’dir. Dolar fiyatındaki ortalama artışlar ise yüzde 3 civarındadır.

Bu “makas” nasıl ve niçin oluşabilir? Tek bir açıklama geçerlidir: 2022-2026 döneminde net yabancı sermaye girişleri yüksek tempolu seyredecek; TL dolara karşı  değerlenecek; dolarlı GSYH bu nedenle de artacaktır. IMF’nin bu örtülü senaryosu, iktisat politikalarının “neoliberal kurallara tümüyle döneceği” anlamına gelir.

Dolar hesabı ile hızlı büyüme, Türkiye ekonomisinin dış kırılganlıkları, uluslararası ağırlığı bakımından olumludur, önemlidir. Ama o kadar… Zira, Türkiye halkının gönencinin, yaşam koşullarının ölçülmesi sabit fiyatlı GSYH ile başlar; dolarla değil…

İşsizlik: IMF’ye göre 2021’de yüzde 12,2 olan (dar tanımlı) işsizlik oranı, sonraki yıllarda yüzde 10,5-11 arasına yerleşecektir. Yüzde 3,3’lük büyüme ile AKP öncesinin tek haneli işsizlik oranlarına dönülemeyeceğini IMF de tespit etmiş oluyor.

İstikrar göstergeleri: Tüketici enflasyonu %12,5-15,4 arasında seyredecektir. Emekçi örgütlerinin zayıfladığı bir ortamda gelir dağılımını sermaye lehine dönüştüren ana mekanizma süregelecektir.

Cari işlem açığı da kalıcıdır: Millî gelirin yüzde 2’si civarında seyredecektir.

***

IMF, 2021 sonrasında Türkiye ekonomi politikalarında, Commerzbank’ın beklentisi doğrultusunda “güvenilirliği geri getiren yeni bir rejime” geçileceğini düşünüyor. Dış kaynak girişleri sayesinde TL’nin değerlenmesi, dolarlı GSYH’nın şişmesi başka türlü açıklanamaz.

Ne var ki, reel büyüme oranını yüzde 3,3 eşiğinde tıkayan IMF öngörüleri dahi gösteriyor ki, Saray yönetiminin Türkiye’yi sürüklediği istikrarsızlık ve toplumsal bunalım, neoliberal reçetelere teslimiyet ile aşılamayacaktır.

Değersiz, savunmasız ve kırılgan TL! | Güldem Atabay

Elvan: Kuru yükseltme politikamız yok

Sanayi üretimi yıllık %8,9 arttı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz